Kuzukulağının Faydaları Nelerdir

Kuzukulağı, Türkiye’nin bütün coğrafi bölgelerinde yetişebilme eğiliminde olan taşradaki insanların tedavi amacıyla sıkça kullandığı bir bitkidir. Bu faydalı bitki yaz aylarının başından ilk bahar döneminin sonuna kadar yetişmektedir. Genellikle ağaçlık bölgelerde mantar gibi ağaç gölgelerinde, çayır ve tarlalarda yetişirler. Kuzu kulağı bitkisi halk arasında ekşilik, oğlak kulağı gibi farklı isimlerle de anılmaktadır.

Kuzu Kulağının Kullanımı;

  • Lapa Olarak: Kuzukulağı bitkisinin yaprakları tek tek kopartılarak bir sahan yardımı ile zeytinyağ katılarak güzelce dövülür, lapa haline gelen bitki cilt hastalığının olduğu bölgeye sürülür.
  • Çay Olarak: Yaprakları ve kökü sıcak suyun içerisine atılır ve demlenmesi beklenir. İsteğe bağlı olarak soğuk veya sıcak tüketebilirsiniz.

Kuzukulağının Faydalarını Madde Madde Yazalım;

  • Sindirim sistemini rahatlatır ve sindirimi kolaylaştırır.
  • İdrar sökücü olarak oldukça fayda sağlar.
  • Kandaki nikotin gibi zararlı maddeleri temizler.
  • Ateş düşürücü olarak kullanılır.
  • Kanayan bölgeye uygulandığında kanamayı keser.
  • Hamile kadınların sütünü çoğaltır.
  • Kadınların regl dönemlerindeki adet kanamalarını düzenler.
  • Nezle, grip gibi soğuk algınlığı kaynaklı hastalıklara iyi gelir.
  • Egzama, sivilce ve sedef hastalığının gerilemesine yol açar.

Kuzukulağı kullanılması icap ettiği zamanlarda dikkat edilmesi gereken bir husus vardır ki oda bitkinin hastaya fayda sağlayıp sağlamamasını belirleyen en önemli faktördür. Hasta bitkiyi doğru şekilde kullanmalıdır. Yukarıda saydığım deri hastalıkları olan kişi bu bitkiyi yalnızca çay gibi içmemelidir, istiyorsa çay olarakta tüketebilir ancak öncelikli olarak lapa haline getirerek hasta olan cilt bölgesine uygulamalıdır. İdrar sökücü olarak kuzukulağı kullanmak isteyen hasta bitkiyi kaynatarak çay halinde tüketmelidir.

Kuzukulağını Sağlıklı İnsan Neden  Kullanır?

İlahi yaradılışın bizlere vermiş olduğu nimetlerin hiçbiri boş bir amaç için değildir. Kuzukulağı bitkisi yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, hastalık önlemek amacıyla da kullanılmaktadır. Salatalarınıza katarak günlük olarak tükettiğiniz taktirde sizlerin grip, nezle gibi hastalıklardan uzak durmanızı sağlayacak yeterlilikte C vitamini içermesi yönünden mutlak suretle sıkça sofralarınızda kullanmanızı öneriyorum. Bunun dışında yine cilt güzelliği maskelerine ek ürün olarak katılıp cilde uygulanabilir, cilde parlaklık verici etkisi vardır.

Kudret Narı Nedir? Faydaları Nelerdir?

Kabakgiller ailesinde bulunur. Yıllık bir bitki olup, ince gövdeli bir yapıya sahiptir. Yaprakları insan elini andıran biçimde saplı ve parçalıdır. Bu bitki acayip elma ve papara olarak da anılmaktadır.  Meyve oluşumunu tamamlamaya yaklaştıkça birbirinden ayrılır. Meyvesinin uzunluğu 8-15 cm kadardır. Eninin genişliği 10 santime kadar ulaşmaktadır.  Meyveler ilk oluşuma başladığı zaman yeşil olur. Olgunlaşma zamanına girdikçe ise sarı olmaya başlar ve en sonunda, tam olgunlaştığı zamanda altın sarısı rengini alır. Meyvenin içerisinde bol bir şekilde fasulye tanelerini andıran çekirdekler bulunur.

Ana vatanının Hindistan toprakları olduğu bilinen kudret narı, Afrika ve Asya’nın tropik bölgeleri de dahil olmak üzere Türkiye ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerinde de yetişmektedir. Meyveler sonbahar mevsiminde olgunlaşmasını tamamladığı için bu vakitte toplanır.

Kudret Narının Faydaları Nelerdir?

Mide-barsak hastalıklarına kalıcı şekilde çözüm sağlar.
Karaciğerin düzgün çalışmasına destek olur.
Vücuttaki yara ve iltihapların iyileşmesinde etkilidir.
Bağırsak tembelliği varsa bunu düzelterek düzenli tuvalet alışkanlığı oluşturur.
Hücre yenileyici özelliği vardır.
Egzama, sedef gibi cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.
Rahimde oluşan yaraları iyileştirici etkisi vardır.
Yanık ve yaralara iyi geldiği için bu alanda da tercih edilir.

Kudret Narı Nasıl Kullanılır?

Taze meyvesinin kullanım şekli: Kudret narının olgun meyvesi balla karıştırılarak tüketilebilir. Olgunlaşmış kudret narı bir tabakta ezilir. Çok aşırı olmayan miktarda bal ile karışımı yapılır. Sabahları aç bir şekilde 1 çorba kaşığı tüketilir. Ekstra bir kullanım gerektirmez.

Taze meyvesinin olmadığı zaman kullanım şekli: Olgunlaşmayan kudret narının çekirdekleri temizlenir. Küçük boyutlarda küp küp kesilir. Bir kilo miktarında bal ile karıştırılır. Bu şekilde ağzı kapalı olarak bir ay bekletilir. Bu karışım bekledikten sonra biraz sulanabilir. Bu bir sorun değildir. Ancak şeker hastaları kudret narını bu şekilde tüketmemelidir.
Bir diğer kullanım şekli ise zeytinyağıyla kullanımıdır. Hali zeytinyağının içersinde yaklaşık 6 ay kadar bekletin. Bu süreden sonra kudret narından bir çorba kaşığı miktarında başka bir kaseye koyun.  1 çay kaşığı süzme balla karıştırılarak sabahları aç karna tüketilir.

Harici kullanım için: Zeytinyağında bekletilmiş kudret narı lapa hale getirilir. Bu şekilde yanık ve yaralar için kullanılır. Aynı şekilde rahim yaraları için de bu kullanım şekli uygun olacaktır.

Meşenin Faydaları Nelerdir

Meşe kayıngiller ailesinin 400 kadar türü arasında olan yaz kış yapraklarını dökmeyenleri de bulunan kerestesi dayanıklı ve çeşitli alanlarda kullanılan orman ağaçlarının ortak adıdır. Yeryüzünde geniş bir alanda bulunsa da anavatanı olarak Anadolu, Yunanistan, İran, Irak, Suriye, Pakistan ve Afganistan olarak geçmektedir. Meşe ağacının kökleri oldukça geniş alanlara yayılım göstermektedir. Ülkemizde meşe ağacının yayılış gösteren yaklaşık 30 türü bulunmaktadır. Meşenin meyvesine ayrım yapılmaksızın palamut denilir ve ülkemizde yetişen türlerden sadece 2 veya 3’den meyve elde edilmektedir.

Meşe palamutları tamamen olgunlaşmadan 15 Ağustos – 15 Eylül tarihleri arasında toplanır. Güneş altında duruma göre yaklaşık 10 ile 15 gün kurutularak saklanır.

Meşe ağacı ve Palamudunun Faydaları

İshal ve dizanteriyi keser bundan dolayı kabızlık yapıcı etkisi bulunmakta. Damarlar üzerinde yatıştırıcı etkisinden dolayı kanamaları durdurur ve basur gibi rahatsızlıklarda faydalanılır. Kanamaları durdurucu etkisinden dolayı mide kanamalarında tedavisinde kullanılır. Kanama ve mikrop öldürücü etkisinden dolayı açık yaraların sarılmasında faydalanılır. İltihap giderici olarak bağırsak bozukluklarında, boğaz, göz ve karaciğer rahatsızlarında kullanılır. Şeker hastalıklarında, egzama ve arpacık gibi hastalıklarda bol miktarda meşe kullanılmaktadır.

Meşenin Hastalıklara Göre Kullanım Şekli

  • Meşe kabuğunu süt ile kaynatıp doğal bal ile tatlandırıldığında; boğaz iltihabı, karaciğer iltihabı, göz iltihabına fayda sağlar. Mide yanması, mide kanması, gastrit, basur, anjin, ağız yararlarına faydalı ve ishalin kesilmesine yarar. Zehirlenmelere karşıda birebirdir.
  • Meşe yaprağını suda kaynatıp suyunu içmek; bel soğukluğuna ve kan tükürmesini giderir.
  • İshalin ağır olduğu durumlarda 1 gr meşe palamut tozu günde 2-3 kere yutulur.
  • Meşe yaprağını suda ve sirkede kaynattıktan sonra ağzımızda sıcak olarak tutarsak nevazilden dolayı gelen diş ağrısını keser.
  • Adet dönemlerinde akıntının çok durumlarda meşe yaprağını kaynatıp buğusunun üstüne oturursanız akıntı hafifler.
  • Mide yanması, gastrit, ülser gibi iç hastalıkların tedavisinde palamut kahvesi yapabilirsiniz. Palamut kahvesini 1 litre suda kaynatın. Duruma göre bal veya pekmez ile tatlandırarak günde 2-3 bardak kadar içilir.
  • Meşe ağacının pamuk mazısı denilen türü yaraların üzerine sarıldığında mikroplara karşı koruma sağlar.
  • Mayasıl ve egzama için önerimiz meşe yapraklarını, kabuklarını ve palamutlarını kaynatarak elde edilen su ile banyodan sonra bu bölgelere sürülür.

Saç Ekimi Yaptırmadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Saç ekimi işlemi kısaca her iki kulağı arasında bulunan ense kısmından ömür boyu dökülmeyen saçların alınarak ön kısma nakledilmesi ile gerçekleşir. Saç ekimi, hastanın kendi ense kökünde bulunan saçların kalitesiyle doğru orantılı olarak kesin çözüm sunar veya sunmaz. Kişinin ensesinde bulunan saçlar ne kadar dayanıklı ve dirençli ise bu işlem o kadar kesin çözüm sunar. Yani ensedeki saçlar ne kadar sık, gür ve dirençli ise kişi eski görüntüsüne o kadar çabuk ulaşabilmektedir.

Günümüzde 7 – 8 bin saç teline varan ekimler yapılabilmektedir. Teknolojinin ilerlemesiyle ensede hiç bir iz kalmadan saç kökleri tek tek alınmaktadır. Saç nakli plastik cerrahi kapsamına girmektedir. Tüm bahsedilen bu işlemlerin sonunda kişinin ense bölgesinden saç alındığı hiç bir şekilde anlaşılamamaktadır. Saç ekimi sonrası 5 – 6. aylarda saçlar çıkmaya başlar ve ekilen saçların yüzde doksansekizi çıkabilmektedir ve enseden alınan hiç dökülmeyen saçlar ile işlem yapıldığı için ömür boyu kalıcı saçlarınıza kavuşmuş olursunuz.

Ülkemizde Saç Ekimi

Saç ekimi Türkiye’de çok pahalı bir işlem değildir. Türkiye’de bulunan iş gücü nedeniyle dünyanın en uygun fiyatlı saç ekimi işlemini gerçekleştirebilmekteyiz. Günümüzde uzakdoğudan, arap ülkelerinden ve avrupadan bir çok müşteri saç ekimi için Türkiye’de bulunan uzmanların kapısını çalmaktadır. Bu anlamda içiniz rahat olabilir, uygun fiyata en kaliteli saç ekim işlemini gerçekleştirebiliyoruz.

Yeni Saçlarım Ne Zaman Çıkar?

Saç ekiminden sonra saçların ne zaman çıkacağı, saç ekim işleminin ne kadar düzgün yapıldığına ve saç kalitesine bağlı olarak değişmektedir. Ortalama olarak 2 aylık süreç içerisinde saçlar çıkmaya başlar. Bu durum kişinin biyolojik yapısına bağlı olarakta nadirende olsa farklılıklar gösterebilir, ancak genellikle 2 – 4 ay arasında saçlar çıkmaya başlar. Saç ekimi sonrası doktorun tavsiye edeceği losyon ve şampuanlar düzenli olarak kullanılmalıdır. Bu losyon ve şampuanlar saçın kabuklanma dönemi adını verdiğimiz saç çıkmasından hemen önce gerçekleşen evreyi atlatabilmek için son derece önemlidir. İlk ayda ekilen saçların ortalama %40’ı dökülmektedir. Bazı kişilerde ise ikinci ay sonrasında ekilen saçın %70’i dökülebilmektedir. Bu dökülmenin oranı yapılan plastik cerrahi işleminin kalitesi ile doğru orantılıdır. Saç enseden çıkartıldıktan sonra çok fazla zaman geçirmeden ekilmesi gerekmektedir.

Siyah Nokta ve Sivilce Geçirme Yöntemleri

İnsanların çoğu, yaşantıları boyunca sürükle sivilce sorunu ile karşılaşabilir. Çünkü sivilce, bir uyarıdır aslında vücut için. Tıbbi açıklamalarından ziyade, üzülürsünüz sivilce çıkar, sıkılırsınız sivilce çıkar. Stress yaparsınız bir olaya ve yine sivilce çıkar. Vücudunuzda oluşan sivilceler, genellikle yaşadığınız olaylar için bir uyarı mahiyetini taşır ve bu yüzden insanlar bunun anlamını iyi bilmelidir. Vücudunuzu bitkisel olarak temizler iken, ruhunuzun da rahat olmasına önem vermelisiniz. Bu sayede rahat bir şekilde vücudunuzun kontrolünü sağlayabilirsiniz. Hem bu sayede hızlı bir temizleme işlemine de ulaşmış olacaksınız. Bazı şeyleri boşvermek, sizin için de sıkıntı yaratabilir. Bu yüzden sivilce konusunda ihmalkar olmamalısınız. Çünkü bir yerde çıkan sivilce, yanında farklı sivilceleri de getirir. Bunların önlemini almak için, daha fazla geç kalmayın. Çünkü sadece birkaç dokunuş yüzünden cildinize hasar vermiş olursunuz. Bunun da önemi aslında kişiler için büyük bir sıkıntı yaratır. Yani önemle söylemem gerekir ki, sivilcelerinizin düzenlenmesini ve cildinizin pürüzsüz olmasını organize etmek için, doğal yöntemleri kullanmalısınız. Özel cilt maskeleri, özel yüz maskeleri ve benzeri maskeler, kişilerin daha sıkıntılı bir döneme girmesinden ziyade daha rahat bir cilde kavuşmasını sağlayacaktır. Bu da rahat bir şeklide yapacağınız tedavileri destekleyen nitelikler taşır ve bu sayede daha rahat çalışma fırsatı bulursunuz. Yani demem o ki, bireysel çalışmalardan ziyade özenle düzenlenmiş olan yüz maskelerini ve siyah noktalar için önerilen kürleri kullanmalısınız. Bu da size doktora gitmenize gerek kalmadan evinizde bir çözüm yaratacaktır.

Siyah Noktalardan Nasıl Kurtuluruz?

  • Siyah noktalardan kurtulmak için özel tedaviler bulunuyor
  • Lazer ile sivilce ve siyah nokta tedavisi
  • Kesip çıkarılarak yapılan sivilce siyah nokta tedavisi
  • Deri altından yapılan kesi yöntemi
  • Dermabrasion yöntemi
  • Dolgu yöntemi
  • Kimyasal yöntemler
  • Özel peelingler

Bu ve buna benzeyen birbirinden farklı ve etkili pek çok yöntem bulunur bu konuda. Lakin benim size önerim önce doğal yöntemleri kullanmanızdır. Eğer bir sonuç elde edemez iseniz tıbbi yöntemlere başvurabilirsiniz. Bunun için, öncelikli olarak bir karışım hazırlayın ve bu karışımı uygulayın siyah nokta ev sivilcelerinize. Ama yukarıdaki kurtulma yöntemleri hakkında da derin araştırmalar bulunuyor. Sivilceler hakkında bu tarz çözüm önerileri de ister iseniz, sizin için sunacağımız pek çok farklı desteğin bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu da bizler için etkin ve rahat bir kullanım yöntemidir.

  • Cildin hasarlı bölgelerini ortadan kaldırmak için uygulanan lazerli tedavi, genellikle lazer ışınları ile oluşturulan bir tedavi yöntemidir.
  • Sivilceden ziyade sivilce izlerinden kurtulmanızı sağlayan bu tedavi yöntemi, %50 ile %75 oranında başarı sağlar ve çoğu hastalarda %90’lara kadar çıkmaktadır bu oran.
  • Bu yüzden lazerli tedavi konusuna ayrı bir yazımda değinmek istiyorum. Bu konuda da pek çok soru işareti bulunuyor ve insanların bu tarz konularda bizzat reklam şirketlerine göre hareket etmesini tavsiye etmiyoruz.

Geçici Hafıza Kaybı Nedir?

Hafıza kaybı tıp dilinde Amnezi diye adlandırılmaktadır. Doğduğunuz andan ölümünüze kadar geçen sürede tüm yaşadıklarınız, hissettiklerinizi, duygularınızı ve tüm anılarınızı kısaca her bir anınızı beyin bir bölümünde biriktirir ve saklar.  Ve ihtiyaç duyduğu tüm verilerin üzerinden geçer.  Fakat bazı durumlarda, yaşanan olaylar sebebi ile beyinde bulunan bu verilere ulaşmak mümkün olmaz ve hafıza kaybı yaşanır.

Hafıza kaybı iki çeşitte olur. Geçici hafıza kaybı ve kalıcı hafıza kaybı ile iki çeşitte yaşanmaktadır. Geçici hafıza kaybı, tıp dilinde “global amnezi” diye adlandırır ve kısa süreli olan bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkaktadır. Geçici hafıza kaybının yaşanmasına sebep olarak, beyin içerisinde meydana gelen kan akışının ani ve beklenmedik bir biçimde düşmesi olmaktadır. Psikolojik olarak yaşanılan duygular, travmalar ve ani yaralanmalar, baş bölgesine alınan darbeler geçici hafıza kaybının yaşanmasına sebep olarak görülmektedir. Genellikle ilk 6-24 saat aralığı içerisinde geçmektedir.

Kalıcı hafıza kaybı ise, 6-24 saat içerisinde geçmezse ve kalıcı hasar bırakacak herhangi bir kaza veya darbe sonucu ortaya çıkan, mutlaka tedavi olması gerekilen bir hastalık olarak görülmektedir.

Geçici Hafıza Kaybının Belirtileri Nelerdir?

Geçici hafıza kaybı yaşayan kişiler, ani bir şekilde hiç bir şeyi hatırlamamaya başlarlar. Bulundukları ortamı bilmezler, kişileri hatırlamazlar ve bazı düşüncelerde eksiklikler yaşarlar. Bu sebeple oldukça korku ve panik dolu duygular yaşarlar. Tabi ani bir şekilde yaşanan bu durum hemen anında fark edilmemekte ve korku ve panikle birlikte ne yapacaklarını bilememektedirler. Hatta yanında ve yakınında bulunan insanlar dahi, nasıl davranacaklarını şaşırıp ne yapacaklarını bilemezler. Geçici hafıza kaybı yaşayan kişiyi, birden soru yağmuruna tutarlar ve oldukça ısrar edici davranırlar. Tabi bu durum aksine, ne olduğunu anlayamayan hastanın daha çok korkmasına ve panik olmasına sebep olmaktadır. Hafıza kaybı yaşayan kişiler, ne olursa olsun hiçbir şekilde paniğe kapılmadan bir sağlık kurumuna gitmesi ve acil olarak uzman doktorlardan yardım alması gerekir. Uzman doktorlardan yardım alarak, kısa süreli olarak yaşanan bu hafıza kaybının nedenlerini öğrenebilir ve buna göre de önlemini alınabilir.

Migren Nasıl Geçer?

Migren, insanı deli eden ve resmen hayattan soğutan hastalıklardan birisidir. Örneğin çok mutlu bir gün yaşıyorum ve her şey tam olarak istediğim gibi ilerliyor. Tabii her şey tam istediğim gibi giderken mutlaka bir terslik olacak… İşte, o terslik genelde migren oluyor ve tüm o mutlu günümü mahvediyor. Doğal olarak migren ağrısı ile birlikte “bu sorundan nasıl kurtulurum?” Sorusunu sormaya başlıyor insan ve ne yazık ki tam olarak bir cevap veremiyor.

Migren Ağrısından Kurtulma Yolları?

Bu sorundan kurtulmak için öyle “şunu yap, bunu yap” demek olmuyor. Bu sorun, hayatınızın geneline bağlı oluşan bir problem. Bu nedenle yediğinizden, stressiz yaşamaya kadar her noktaya dikkat etmeniz lâzım. Zaten bu noktaları da genel olarak aşağıda paylaşacağım. Eğer arada benim kaçırdığım noktalar varsa onları da migren konusunda deneyimli olan arkadaşlar yorum olarak yazsın lütfen. Nitekim migreni tetikleyen ve hiç bilmediğimiz durumlar dahi olabiliyor. Bunları aramızda paylaşırsak daha dikkatli oluruz.

Migren Kalıcı Sorunlara Neden Olur mu?

Bu soruya direkt olarak hayır diyebilirim. Bugüne kadar şahsen ben görmedim ve araştırdığım kadarı ile bilmiyorum böyle bir durum. Bazen çok ciddi ve farklı hastalıklar ile birlikte yaşanan ağrılar olabilirse, belki kalıcı bir durum görülebilir. Fakat genel hatlarıyla baktığımız zaman sadece çok sinir bozucu bir ağrı yarattığını söyleyebiliriz.

Migrenden Kurtulmada Önemli Noktalar

İlk olarak stresten uzak duracaksınız arkadaşım. Stres, stres, stres… Bir insanın en büyük düşmanıdır ve migrenin en büyük dostudur. Stresin yanı sıra öyle her gün kafein yüklemesi, sigara yüklemesi yapmayacaksınız vücuda. Gidin efendi gibi yeşil çay için. Aynı durum alkol konusunda da geçerli. Ne beslenme de, ne de kafein ve alkol gibi konularda abartıya kaçmayın. Öyle ki kullandığınız parfümlerde bile aşırı kokuya odaklanmayan. Güzel ya da çirkin tüm kokular eğer aşırı olursa migreni tetikler. Doğal olarak iki koku için başlarsınız ağrılı saatlere.

Gastrit nedir?


Gastrit günümüzde çok sıklıkla görülen önemli mide rahatsızlıklarındandır. Önemsenmediği takdirde önemli sorunlara yol açabilir.Gastrit mide mukozasının iltihabıdır. Akut gastrit dış etkenlerin sonucunda ortaya çıkmaktadır (örn. Alkol yada ilaç kullanımı). Belirtileri üst karın bölgesinde mide ağrıları, iştahsızlık, bulantı, kusma ve gaz sancılarıdır.

Kronik gastrit ise sıklıkla belirgin belirtiler göstermeksizin seyreder.

Nedenlerine bağlı olarak üç şekilde ayırt edilir: A Tipi (Otoimmünite rahatsızlığı), B Tipi (Helicobacter pylori bakteri enfeksiyonu), C Tipi (dış etkenler).

Gastrit hastalıklarının neredeyse % 90’ı Helicobacter pylori bakteri enfeksiyonuna dayanmaktadır. Tedavi edilmemesi durumunda ülsere dönüşebilmektedir.

Güzel Görünmek için Ne Yapılması Gerek?

Güzel görünmek

Güzellik göreceli bir kavramdır ve kişilere göre değişkenlik gösterir. Fakat hemen hemen herkes için aynı değerlere sahip güzellik kavramları vardır. Bu cümleyi açacak olursak bakımlı olmak genel olarak güzel olmaya tekabül ettiği için herkes tarafından güzel diye anılır. Kendine bakan her insan güzeldir fakat onun dışında dışarıdan bakınca herhangi bir kusuru olmayan ağız, burun, saçlar, kaşlar, gözler ve fizik kusursuz görününce ve bunlara çeşitli güzellik bakımları da eklenince asıl güzellik kavramı meydana gelmiş olur.

GÜZEL GÖRÜNMEK İLE BAKIMLI OLMAK ARASINDA DOĞRU BİR ORANTI VARDIR.

Güzel ve bakımlı görünmek için;

Bakımlı ve temiz tırnaklar, pürüzsüz bir cilt, sağlıklı ve parlayan saçlar, ideal kiloda olmak gibi çeşitli kişisel özellikler ile güzellik derecesi insanlar tarafından belirlenmektedir. Bilhassa bayanların güzel görünmek uğruna çeşitli bakımlar ve çeşitli operasyonlar yaptırdıkları bilinmektedir. Bayanların kusursuz bir görünüme sahip olmak için burun estetiği, dudak ve kaş dolguları, yüz germe ameliyatları, çene estetiği ve hatta gamze estetiği gibi çeşitli operasyonlardan geçerek kendi isteklerine göre kendilerini değiştirmektedirler. Fakat tüm bu operasyonlara rağmen hala güzellik kavramını tam olarak taşımayan insanlar da ne yazık ki mevcut durumda ve bunun en belirgin sebebi ise hatalı yapılan estetik operasyonları olmaktadır.

Yine aynı zamanda erkeklerin de  estetik operasyonları tercih ettikleri bir gerçektir. Erkeklerin sıklıkla tercih ettiği saç ekimi işlemleri ile saçlarının eksik olan bölgelerinin tamamlanması ile daha güzel bir görünüme sahip olurlar. İkinci olarak hem bayanlar hem de erkekler tarafından en çok tercih edilen işlem olan eğri, düşük burun ucu, kemikli veya yamuk olan burunların daha düzgün ve orantılı olması için yapılan burun estetiği ameliyatları olmaktadır. Güzel ve bakımlı görünmek için yapılan tüm bu operasyonlar ve bakımlar kişileri psikolojikmen ve ruhsal olarak rahatlamalarını sağlamaktadır.

Sekonder Hipertansiyon ne demek?

Hipertansiyon Nedir      

Hipertansiyon, kan basıncının normalin üzerinde olmasıdır. Sağlıklı bir insanda kan basıncı küçük ve büyük kan basıncı olarak iki ifade ile tanımlanır. Küçük kan basıncı 80 mmHg, büyük kan basıncı 120 mmHg olduğunda normak tansiyondan bahsedilir. Ancak bazı durumlarda tansiyon düşebilir veya yükselebilir. Küçük tansiyonun 90 mmHg, büyük tansiyonun 140 mmHg ve üzerinde olmasına yüksek tansiyon veya hipertansiyon denir.

Hipertansiyon Nedenleri ve Belirtileri

Hipertansiyon baş ağrısı, burun kanaması, görme bulanıklığı, bulantı, kusma, göğüste aprı, çarpıntı, kulak çınlaması, düzensiz kalp atışı gibi belirtiler ile kendini göstermektedir. Obezite, yaş, genetik yatkınlık, çevresel faktörler, yanlış beslenme alışkanlıkları (aşırı tuzlu ve yağlı gıdalarla beslenme), sigara ve alkol kullanımı, stresli yaşam tarzı, sürekli ağrı kesici kullanımı, diyabet, kalp hastalıkları hipertansiyon görülme ihtimalini artırmaktadır.

Hipertansiyon Çeşitleri

Hipertansiyon belirli bir nedene bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi hiçbir neden yokken de görülebilir. Tüm hipertansiyon hastalarının %90’ı bilinmeyen sebeplerden ötürü meydana gelir. Bunlara primer hipertansiyon adı verilir. Hipertansiyon bir nedene veya başka bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabilir. Tüm hipertansiyon hastalarının ’u bilinen bir sebepten ötürü ortaya çıkar. Bunlara ise sekonder hipertansiyon denir.

Sekonder Hipertansiyon

Yüksek tansiyon böbrek, kalp, diyabet, akromegali, hipotiroidizm, hipertiroidizm, Cushing sendromu, aldosteronizm, hiperparatiroidizm gibi hastalıklara, hormonal nedenlere, oral kontraseptifler, glukokortikoidler, moniralokortikoidler, ağrı kesiciler, eritropoietin, tiramin, monamin oksidaz inhibitörleri gibi ilaç kullanımına, gebeliğe, nörolojik rahatsızlıklara, sigara ve alkol kullanımına, yanlış beslenmeye ve aşırı kiloya bağlı olarak oluşabilir. Sekonder hipertansiyonun altında yatan neden ortadan kaldırılırsa tansiyon normale dönebilmektedir. Hipertansiyonun tedavisinde ideal kiloda olmak, doğru beslenmek (az yağlı, az tuzlu, bol meyve sebze tüketimi), spor yapmak, bol su içmek, sigara ve alkolden uzak durmak kişilerin alabilecekleri önlemlerdir.

Hayat tarzı değişikliği ile normale dönmeyen hastalarda ilaç tedavisine başlanabilir. En sık kullanılan ilaçlar diüretikler, damar genişletici ilaçlar, anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, ritim düzenleyicilerdir. Hangi ilacın kullanılacağına doktor karar vermelidir. Ayrıca hipertansiyon tedavisinin ömür boyu süreceği unutulmamalıdır. Kişiler istedikleri zaman ilaç kullanmayı bırakmamalıdır. Fark edilmeyen hipertansiyon krizleri vücuda büyük zararlar verebilir.