Bel Tutulması Nedir Nasıl Geçer?

Bel tutulması kişinin belinde yer alan kasların zorlanmasına neden olacak türden eylemleri yapması sonucunda meydana gelir. Yapılan yanlış egzersizler, bele fazla yük bindirilmesi, uzun süre sabit kalınması gibi durumlar yel girmesi olarak da nitelendirilen bel tutulması probleminin ortaya çıkmasına neden olur.
Halk arasında cereyanda kalmak olarak nitelendirilen durum yani kişinin terli bir şekilde rüzgarda durması da belde yer alan kasların kasılmasına neden olur. Belde kasılan kaslar bel tutulmasının oluşmasına ve çekilmez ağrıların meydana gelmesine neden olur.

Bel tutulmasına iyi gelen yöntemlerden bir tanesi de masaj yapmaktır.
Bel tutulmasına iyi gelen yöntemlerden bir tanesi de masaj yapmaktır.

Bel Tutulması Nasıl Geçer?

Bel tutulması vakaları genellikle kişinin terli bir şekilde rüzgara maruz kalmasıyla ortaya çıkar. Mevsimsel geçişlerin yaşandığı zamanlar hava bir ısınıp bir soğuduğu için kaslar kasılır ve sıklıkla bel tutulması yaşanır. Yaşanılan bu rahatsızlık genellikle kişi ev ortamında istirahat edince kendiliğinden geçer. Eğer dinlenme sonrasında beldeki tutulma geçmediyse bu durum bel tutulması değil başka bir sağlık problemidir. Bu yüzden tıbbi destek alınmalıdır. Beliniz tutulduysa evinizde tutulmanın meydana geldiği bölgeye sıcak uygulama yapın. Yapılan sıcak uygulama gerilen kasların kendisini salıp rahatlaması ve bu sayede tutulmanın ortadan kalkmasını sağlar.

Havluyu ütü ile ısıtıp belinize koyarsanız bu kasların ısı alarak rahatlamasını sağlar. Bu sayede tutulma kaynaklı ağrılar yok olur. Eğer oluşan ağrılar çok fazlaysa küvetin içerisine sıcak su koyun ve bir süre küvette bekleyin. Sıcak su sayesinde kaslarınız kendisini salacaktır ve ağrılar yok olacaktır.

Bel tutulmalarında insanların yaptığı en büyük hata sorunlu bölgeye kuru ısı uygulamaktır. Uygulanan kuru ısı kaslara hızlı bir şekilde ulaşamaz. Yani sobanın karşısında durmanız ya da bir ısıtıcı aracılığıyla belinize sıcak uygulama yapmanız bir fayda sağlamayacaktır. Bu yüzden sıcak uygulamanın kesinlikle ıslak bir şekilde yapılması önemlidir.

Bu rahatsızlığa iyi gelen bir diğer yöntem ise ağrıyan bölgeye masaj yaptırmaktır. Her ne kadar kuru masaj yaptırmak iyi gelse de bir masaj yağı ile yapılırsa daha etkili olur. Masaj yağı yoksa ev ortamında kolayca bulabileceğiniz kantaron yağı ya da zeytinyağı da kullanabilirsiniz.

Bel tutulması olduğu zaman çevrenizde olan kişiler ani hareketler yaparak kaslarınızı açmanızı isteyebilir. Sakın böyle bir hataya düşmeyin. Bel tutulması olduğu zaman kaslar aşırı derecede gerginleştiği için yapacağınız ani hareketler sonrasında kaslarınızın zarar görmesine ve ağrılarınızın artmasına neden olabilirsiniz. Egzersizler sadece uzun zaman boyunca geçmeyen bel tutulmalarında fizik tedavi uzmanları ya da fizyoterapist eşliğinde yapılmalıdır.

  Bilinçsiz yapacağınız her hareket kalıcı hasarların olmasına neden olabilir. Her şeyi denemiş olmanıza rağmen belinizde meydana gelen ağrılar geçmiyorsa bu durum bel fıtığı gibi bir sorundan dolayı oluşmuş olabilir. Ayrıca daha farklı rahatsızlıklar da bu ağrılara neden olabilmektedir. Bu yüzden bel tutulması olarak düşünülen ancak uzun zamandan beri geçmeyen ağrılar için bir uzmana görünmek gerekmektedir.

9 Maddede Reflüye İyi Gelen Yiyecekler

Reflü, mideden geriye doğru asit akışı olmasıyla meydana gelir. Bu hastalık mide ekşimesi, mide yanması ve mide ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Reflüye iyi gelen yiyecekler sayesinde bu hastalığın olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak mümkündür. Peki reflüye ne iyi gelir?

Reflü genel olarak midede artan asidin yemek borusuna gelmesi ile meydana gelen bir hastalıktır. Çeşitli yiyecekler ile mide asidinin yemek borusuna gelmesini engellemek mümkündür. Mide asidinin yemek borusuna gelmesini engelleyen kas sistemine özofagus denilmektedir.

Reflüye iyi gelen yiyecekler özellikle bu kas sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına yardımcı olarak yakınmaların büyük oranda ortadan kalkmasını sağlamaktadır. Özofagus kas sisteminde zayıflama olursa midenizde yer alan asit yemek borusuna ulaşır ve burada tahribat yapar. Bu durum ise reflü belirtilerinin ortaya çıkması anlamına gelir.

Uzmanlar özellikle içerisinde yoğun bir şekilde domates yer alan yiyeceklerin reflü yakınmalarını arttırdığını belirtmektedir. Ayrıca kafeinli içecekler, çikolata, kızarmış gıdalar ve alkol tüketecek olursanız reflü yakınmalarınız artacaktır. Özellikle mide yanması en çok mücadele etmek zorunda kaldığınız sorun haline gelecektir. Bu yiyeceklerin hastalığınızı artırmasındaki en büyük neden midede yer alan asidin artmasına neden olmalarıdır.

Reflü yakınmaları olan kişilerin bu nedenden dolayı mide asidinin artmasına neden olacak olan gıdalardan uzak durması gerekir. Eğer reflü probleminiz varsa sindirimi daha kolay olan gıdalara yönelerek midenizin rahatlamasını sağlayabilir ve bu sayede reflü yakınmalarını büyük oranda ortadan kaldırabilirsiniz.

Reflüye ne iyi gelir? Reflüye iyi gelen yiyecekler nelerdir?

Reflü problemi olan kişilerin beslenme diyetinde yer alan gıdalara kesinlikle dikkat etmesi gerekmektedir. Bazı kişilerde kafeinli içecekler reflü sıkıntılarının artmasına neden olabilirken bazı kişilerde bu içeceklerin reflü yakınmalarının artmasına neden olmadığı bilinmektedir.

Bu yüzden kişinin öncelikli olarak hangi besinlerin reflü sıkıntılarının artmasına neden olduğunu belirlenmesi gerekmektedir. Bu sayede rahatsızlığınızı artıran gıdaları diyetinizden çıkartarak sindirim sisteminizi rahatlatabilirsiniz.

Her ne olursa olsun bu hastalıkla mücadele eden kişilerin kesinlikle sindirimi kolay olan besinlere yönelmesi gerekmektedir. Bu sayede mide daha aktif bir şekilde çalışabilir. Ayrıca midenin zorlanmaması sebebiyle mide asidi üretiminde azalma meydana gelir ve reflü yakınmaları ortadan kalkar. Eğer siz de bu hastalıktan muzdaripseniz gelin hep birlikte reflüye iyi gelen yiyecekler nelermiş öğrenelim.

Reflü’nün en önemli belirtileri mide ekşimesi ve mide yanmasıdır

1. Lifli Gıdalar

Lifli gıdalar üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda bu gıdaların mide asidi üretimini engellediği ve bu sayede reflü yakınmalarını ortadan kaldırdığı belirlenmiştir. Tam tahıllı gıdalar lif oranı en yüksek olan gıdalardır.

Ayrıca şeftali, muz, elma ve çilek gibi meyvelerin içerisinde de yoğun miktarda lif bulunmaktadır. Besin zincirinize bu besinleri ekleyerek mide asidi üretimini azaltabilir ve reflü yakınmalarını ortadan kaldırabilirsiniz.

Bununla birlikte lif oranı yüksek olmasına rağmen içerisinde aşırı derecede asit bulunduran gıdalar da bulunmaktadır. Örneğin mandalina ve portakal bunlardan bazılarıdır. Eğer bu besinleri lif açısından zengin olmasından dolayı tüketecek olursanız yukarıda belirttiğimiz sebepten dolayı reflü probleminizin artacağına emin olabilirsiniz.

2. Bitkisel Proteinler

Hayvansal proteinler mide asidinin artmasına neden olduğundan dolayı uzmanlar insanların bitkisel proteinlere yönelmesinin daha mantıklı olacağını söylemektedir. Özellikle siyah fasulye içerisinde yoğun miktarda bitkisel protein bulunmaktadır.

Reflü probleminizi ortadan kaldırmak için protein içeren besinlerden vazgeçmek çok mantıklı olmasa da hayvansal proteinler almak yerine siyah fasulye gibi içerisinde yüksek oranda protein bulunan bitkilere yönelebilirsiniz.

3. Sebzeler

Özellikle yeşil yapraklı sebzeler sindirimi kolay olup mide asidi miktarını kontrol altında tutmamıza yardımcı olmaktadır. Beslenme zincirinize sindirimi kolay olan yeşil yapraklı sebzeleri dahil ederek midenizin yorulmasını engelleyebileceğiniz gibi bu sebzeler içerisinde yoğun bir şekilde yer alan vitamin ve minerallerden de yararlanabilirsiniz.

4. Sağlıklı Yağlar

Sağlıklı yağ denildiği zaman akla avokado, ceviz, keten tohumu, zeytinyağı, susam yağı ve ayçiçek yağı gelmelidir. Bu yağlar doymuş ve trans yağlara oranla sözkonusu hastalığı tetiklemez. Trans yağlar ve doymuş yağlar çok tüketiliyorsa bunun yerine ilgili sağlıklı yağlar tercih edilebilir.

5. Zencefil

Zencefil anti-inflamatuar özelliğe sahiptir. Bu özelliği sayesinde mide ekşimesi gibi problemlerin önüne geçer. Reflü kaynaklı mide ekşimesi ve mide spazmı problemlerinden kurtulmak için zencefil tüketebilirsiniz. Zencefili direkt olarak tüketirken zorluk çekebilirsiniz. Bu yüzden çay formunda tüketmenizi tavsiye ederiz. Reflüye iyi gelen çaylar arasında zencefil çayı en etkili ürün olarak görülmektedir.

6. Yulaf Ezmesi

Lif oranı yüksek olan yulaf ezmesi, özellikle kahvaltılarda tüketmek için idealdir. Yulaf ezmesi yapısı itibariyle mide asidini emer ve bu sayede reflü etkilerini azaltır. Yağ oranı yüksek bir kahvaltı alışkanlığınız varsa bir süre kahvaltılarda yulaf ezmesi tüketerek etkilerini gözlemleyebilirsiniz.

7. Kabuksuz Meyveler

Kabuksuz meyvelerin sindirimi daha kolay olduğu için öğütme işlemi adına daha az mide asidi üretilir. Kavun, muz, elma ve armut gibi meyveler kabuksuz olarak tüketildiğinden dolayı diğer meyvelere oranla reflü semptomlarınızı daha az tetikleyecektir.

8. Yağsız Etler

Yağ oranı düşük olan et türlerinin hastalığınızı azaltıcı yönde etkisi bulunmaktadır. Hindi, tavuk, balık ve diğer deniz ürünleri bu özelliğinden dolayı tercih edilebilir. Tabi ki bu et türlerini yağda pişirirseniz reflü belirtileri kendisini gösterir. Yağda pişirmek yerine haşlama ya da ızgara olarak tüketilmeleri uygundur.

9. Yumurtanın Beyazı

Yumurta birçoğumuzun temel besin kaynağı arasında yer almaktadır. Uzmanlar yumurtanın sarısının reflü yakınmalarını arttırdığını belirtmektedir. Olası sorunları yaşamamak için yumurtanın sarısı yerine beyaz olan kısmı tercih edilebilir.

Reflüye iyi gelen yiyecekler arasında muz, patates, ekmek, esmer pirinç, yumurta akı, mısır ekmeği, lahana ve elma gibi yiyecekler de yer almaktadır. Bu nedenden dolayı ilgili besinleri beslenme zincirinize eklemenizi tavsiye ederiz. Reflüye iyi gelen yiyecekler olduğu gibi bu problemin artmasına neden olan yiyecekler de bulunmaktadır. Özellikle yağlı gıdalar, nane, baharatlı yiyecekler, domates, sarımsak ve soğan reflü yakınmalarının artmasına neden olan yiyecekler arasında bulunmaktadır. Bu nedenden dolayı ilgili yiyeceklerden uzak durmanız mantıklı olacaktır.

Tifo Nedir? Nasıl Geçer?

Tifo Nedir?

Tifo; genelde yediğimiz mikroplu yiyeceklerden veya içtiğimiz mikroplu su gibi sıvı besinlerden vücudumuza bulaşan mikrobik bir hastalıktır. En tehlikeli özelliklerinden birisi bulaşıcı olmasıdır. Tifo mikrobu yoluyla kolayca bulaşabilen bir hastalıktır. Genelde sonbahar aylarının başlarında ve yaz aylarının sonlarına doğru görülür ve bulaşmaya başlar.

Tifo mikrobu yani tifo hastalığı beyni, böbrekleri, akciğerleri, karaciğerleri ve kalbi kısacası birçok organımızı ve sinir sistemimizi etkileyen bir hastalıktır.

Bu kadar önemli sağlık sorunlarına yol açabilecek tifo hastalığı bulaşan bir kişinin iyi tedavi edilmesi gerekmektedir eğer bulaşmamışsa fakat şüpheler varsa iyi bir şekilde tedavi edilerek bulaşabilecek tifo mikrobundan en iyi şekilde korunulması gerekmektedir.

Tifo Hastalığı Nasıl Geçer?

Tifo hastalığının geçmesi için yapılması gereken yine yiyecek ve içecek tüketilmesidir fakat her türlü yiyecek ve içecek değil tabii ki. Meyve suları, hoşaflar, limonata, portakal suyu, hastalığın geçmesinde yardımcı olacaktır. Veya meyve sebze püreleri başta olmak kaydıyla karbonhidrat, protein ve vitamin açısından zengin besinlerin tüketilmesi hastalığın geçmesinde ve tifo virüsünün vücuttan çıkmasına destek olacaktır.

Bunlardan ayrı olarak unutulmaması gereken ve en önemli besinlerden birisi olan su da tifo hastalığının geçmesi konusunda baş yardımcılardan birisidir.

Karpal tünel sendromu nedir, nasıl geçer?

Öncelikle karpal tünel hakkında biraz bilgi verelim:
Karpal tünel el bileğindeki alanda bulunur. Bu dar kanalı kemik ve dokular oluşturur. Tünelin içinden median sinir adında bir sinir geçer. Median sinir, yüzük parmağı, orta parmak, işaret parmağı ve baş parmaktan aldığı duyuları baş parmaktaki kaslara iletir.

Karpal tünel sendromu, tüneldeki bağ ve tendonların median sinire baskı yapmasıyla oluşan bir bilek hastalığıdır. Bu hastalığın oluşmasında aynı hareketlerin tekrarlanması önemli rol oynar. Örneğin, daktilo ve klavye kullananlarda, müzisyenlerde, marangozlarda bu hastalığa sık rastlanır. Karpal tünel sendromu, eyleme bağlı gerçekleştiği gibi vücuttaki herhangi bir hastalığa bağlı olarak da gerçekleşebilir.

Örneğin, romatizma, guatr ve şeker hastalığının seyri sırasında bu rahatsızlığa rastlamak mümkün. En sık kadınların gebelik dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle gebeliğin son haftalarında görülür ve bu durum doğumdan sonra geçmeye başlar.

TEŞHİS VE TEDAVİSİ 

Hastalığın bir çok belirtisi vardır. Avuç içi, bilek ve kolda ağrılar oluşur. Eller kullanıldıkça bu ağrılar artış gösterir. Başparmakta güçsüzlük oluşur. Yüzük parmağı, işaret parmağı ve başparmakta uyuşma ve karıncalanma oluşur. Uyuşukluk ve ağrı geceleri artış gösterir. Cisimleri kavramada güçlük çekilir.

Doktor hastanın bu şikayetlerini dinledikten sonra tetkikler yapar ve sonuçlar doğrultusunda karpal tünel sendromu teşhisi konur.

Peki tedavisi nasıldır ve nasıl önlem alınmalıdır?

Karpal tünel sendromu önemli bir rahatsızlık değildir. Tedavisi çoğunlukla cerrahi olsa bile kolayca iyileşmesi mümkündür. Cerrahi tedavi dışında, hastalığın ilk aşamalarında ise hastaya egzersiz veya el sabitleyici aparatlar önerilir. Ayrıca karpal tünel sendromu başka bir hastalıktan kaynaklanıyorsa önce o hastalığın tedavi edilmesi gerekmektedir.
Hastalığa engel olmak için şu önlemler alınabilir:

  • Klavye kullananlar sandalyelerini el bileğini bükmeyecek şekilde ayarlamalılar.
  • Sürekli aynı hareketi tekrarlayanlar ellerini dinlendirmeyi ihmal etmemeliler.
  • Hastalığa neden olacak bir rahatsızlık varsa tedavi ettirmeliler.
  • Bütün gün aynı pozisyonda kalmamalılar.
  • Kullandıkları aletlerin ellerinden büyük olamamasına dikkat etmeliler.

Bel Fıtığına Ne İyi Gelir?

Bel fıtığına ne iyi gelir, Bel fıtığı nasıl geçer ve bel fıtığı ağrılarını nasıl dindirebilriz bunlardan bahsedeceğiz. Çünkü yaşlısı ve genci fark etmeksizin bel fıtığına yakalayabiliyor ve çok huzursuz eden ağrılara maruz kalabiliyoruz.


Bel fıtığı normalde fıtık tedavisiyle kurtulunması mümkün olan bir hastalıktır. Ancak şunu unutmamalıyız ki bel fıtığının tek çaresi dikkat etmektir. Yani bel fıtığından ameliyatla yada başka yöntemlerle kurtulabilirsiniz yada ağrılarınızı azaltabilirsiniz fakat bel fıtığı olan kişi eğer kaldırdığı yüklerde dikkatli davranmıyorsa, ani ve zorlayıcı hareketlerde bulunuyorsa ve dengesiz ağırlık kaldırıyor ise bel fıtığının nüksetmesi kaçınılmaz.

Bel fıtığı rahatsızlığı, bel ağrıları çoğumuzun hayatında yer etmiş olmazsa olmaz genç ve orta yaş hastalıklarından birisidir. Cerrahi tedavisi mümkün olduğu kadar bitkisel bazı yöntemler de bel fıtığı tedavisinde kullanılmaktadır. Günlük yaşantımızda genelde bir şeylerle uğraşırken bel bölgesinden bir ip kopma sesi yada bir kıt sesi gelebilir, eğer bir kemiğinizi kırmadıysanız bu ses muhakkak bel dokularınızın zayıflığından ve dikkatli temkinli davranmadığınızdan geliyordur.

Bel fıtığına iyi gelen sporlar;

Bel ve sırt ağrıları çekiyorsanız eğer büyük uğraşlar, çabalar ve tehlikeler gerektiren mücadele sporları yerine daha pratik ve vücudun geneline hitap eden sporlar yapmalısınız. Örneğin bel fıtığı olan kişi, eğer düzenli olarak bisiklet kullanıyorsa ya da aktif olarak yüzüyorsa, yemeklerden sonra veya önce yürüyüşlere çıkıyorsa bel ağrılarından genel anlamda şikayetçi olmayacaktır. Çünkü hem genel sağlık hem de bel ağrılarına iyi gelen sporları yapmış oluyordur.

Bel fıtığı egzersizleri;

  • Halihazırdaki bel ağrılarınızın artmaması için her hareketinizde temkinli davranın
  • Bisiklet, yüzme ve yürüyüş gibi aktiviteleri temiz havada yapın
  • Bisiklet ve yürüyüş sporunu düz ve sert zeminde yapın (İnişli çıkışlı yada toprak yollar belinizi zorlayacaktır.)
  • Düzenli olarak yürümek ve kas kontrolü zamanla yürüyüş ve duruş bozukluklarınızı düzeltecektir.
  • Yapılan sporlar ağrılarınızı azaltacaktır
  • Spora direkt olarak başlamak yerine basit ısınma egzersizleri yapmalısınız
  • Bel fıtığı ameliyatı olduysanız 3 hafta boyunca kesinlikle spor yapmayın
  • Egzersizleri süreklilik haline getirin

Baş ağrısı neden olur?

ZORLAYAN AĞRI!

En üst düzey teknolojilere sahip olan insanoğlu, tam anlamıyla sağlıklı bir bedene sahip olamamıştır. Çeşitli hastalıklarla geçip giden bir ömür, doğumumuzla bizi karşılar. Bebekken, çocukken, yetişirken bir çok hastalıklarla mücadele ederiz. İşte baş ağrısı bunlardan yalnız biri. Yaşamın her anında bizi yakalayabilecek bir rahatsızlıktır. Baş ağrısından yakınmayan insan yok denecek kadar azdır.

NEDENLERİ ÇEŞİTLİ, ÇEKMESİ ZAHMETLİ!

Baş ağrısının şimdiye kadar 300’e yakın sebebi bulunmuştur. Bunların başında migren gelir. Öyle ki, ülkemizde her 5 kadından birinin baş ağrısının nedeni migrendir. Erkeklerin başı ağrımaz mı dediğinizi duyar gibiyim. Ağrır elbette; fakat bu oran daha azdır; 10 erkekten biri migren kaynaklı baş ağrısı yaşar.

Baş ağrısının bir diğer nedeni strestir. Biyolojik hastalıkların neden olduğu baş ağrısından sonra psikolojik nedenli baş ağrılarının başında stres gelmektedir. Bunu da rakama dökmek gerekirse, her üç kişiden biri stres kaynaklı baş ağrısı yaşamaktadır.

Bir diğer neden kadınların malum zamanlarında yaşadıkları baş ağrısıdır. Adet dönemlerinde çekilen sancılar azmış gibi bir de baş ağrıları eklenir. Üstelik bu adet dönemlerinin öncesinde, ortasında ve bittikten sonra bile devam eden bir ağrıdır. Adet döneminde meydana gelen hormon değişimi baş ağrısını artıran nedenlerdendir.

Hafif ama sıklıkla karşılaştığımız bir diğer baş ağrısı gerilim tipi baş ağrılarıdır. Bunlar depresyon, uykusuzluk ve stres gibi nedenlerin ortaya çıkardığı ağrı tipidir. Etkenler ortadan kaldırılırsa baş ağrısı olmayacaktır.

Alkol ve sigara kullanımının fazla olduğu kişilerde küme tipi ağrılar gözlenir. Ağrı göz etrafında oluşur.

Burun tıkanmasıyla oluşan sinüs tipi ağrılar, tıkanıklığın yok edilmesiyle geçmeye meyilli ağrılardır. Burun kemiğindeki eğrilik de düzeltilmelidir.

İçinde bulunduğumuz aylarda polen yoğunluğundan alerjik baş ağrıları görülebilir.

El şişmesi neden olur, nasıl geçer?

El şişmesinin pek çok insanda görülüyor olması bunu önemsiz bir hastalık yapmaz. Her insanda aynı nedenle şişmez eller. Çeşitli nedenlerden dolayı şişen elin muhakkak doktor kontrolüne ihtiyacı vardır. Kişi ilk kez elinde şişlik hissediyorsa hemen bir doktora başvurmalıdır. Ellerdeki şişlik kişide alışılmış bir durum olmuşsa yani önemsenecek bir durum teşhis edilmemişse kendi kendine geçmesi beklenir ya da evde çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir.

El şişmesi tek bir nedene bağlanamaz. Pek çok sebepten bu rahatsızlığa rastlanabilir. Karaciğer ve böbrek hastalarının, hormonal dengesi bozulmuş hastaların çoğundan el ve ayak şişkinliği şikayetini duyabilirsiniz. Yani vücuttaki herhangi bir hastalık bu şişliklerin sebebi olabilmektedir. İnsan vücudunun çeşitli yerlerindeki dokularda olması gerekenden fazla su tutulması durumunda ödemler oluşur. Ödemlerin oluştuğu bölgelerden biri eller ve bileklerdir.

Ellerin çok fazla şiştiği diğer bir dönem de gebelik dönemidir. Bu dönemde ellerin şişmesini herhangi bir hastalığın belirtisi olarak kabul edip endişeye kapılmaya gerek yok. Gebelik döneminde fazla hareketsiz kalmak ve çok tuzlu yiyecekler tüketmek şişliği artıracaktır. Dikkat ettiğiniz takdirde ellerde şişme oranı azalacaktır.

Özetle el şişmesi herhangi bir hastalığın habercisi olmakla birlikte hareketlerinize de bağlı vücut olayıdır.

PEKİ ŞİŞLİK NASIL GEÇER?

Şişliğin sebebi bulunduktan sonra tedavi süreci kolay olacaktır. Diyelim ki karaciğer veya böbrek hastası bir insan ellerindeki şişmeden dolayı doktora başvuruyor. Çeşitli tetkiklerden sonra hastanın karaciğer hastalığından dolayı ellerinde şişmeler olduğu teşhisi konuluyor. Burada uygulanacak tedavi karaciğeredir. Yani hastalığın kökeni tedavi edilerek genel anlamda sağlığa kavuşuyor hastalar.

Gebelik döneminde ise şişlikleri azaltmak istiyorsanız tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve hareketli olmaya gayret gösterin. Bir de günde bir fincan anason çayı içerek şişliğe engel olabilirsiniz.

Kusmukta kan görmek neyin belirtisidir?

Üst solunum yollarından, ağızdan solunum sisteminden akciğerlerden bronşlardan ve gırtlaktan  kan gelmesine aynı zamanda hemoptizi de denir. Halk arasında kan tükürme olarak ta adlandırılır. Ağızdan kahverengi renkte sıvı gelmesi, midedeki sindirilmiş ve işlenmiş kanın dışarıya atıldığındaki görüntüsüdür. Eğer kan mideden geliyorsa yani kusularak çıkartılıyorsa buna da hematemez denmektedir. Kan, mide sıvısıyla karışarak sindirilir ve rengi normal kan kırmızısı değil, kahverengi görünür.

Kusmukta Kan Neden olur?

Mideden kusma sonucunda kan gelen hastalarda öncelikle kanın nereden geldiği tespit edilmek üzere, boğaz, mide, gırtlak travmaları veya darbeleri kontrol edilerek teşhis konulmalıdır. Bu durum, solunum yollarından yabancı cisim kaçması durumunda da boğazı gırtlağı genzi tahriş etmesi ile de gerçekleşebilir.

Akciğer tüberkülozu, bronşektazi, amfizem, pnömoni, akciğer apsesi veya kanseri ve kalp hastalığı bakımından incelenmeli ve gerekli tetkikler yapılmalıdır. Bu nedenle röntgen çektirmeli ve balgam testi yapılmasında fayda vardır. Bazı kan rahatsızlıklarında vitamin eksikliğinde de bu sorunlar görülebilmektedir. Vitamin eksikliğinden de olabilme ihtimali gayet yüksektir.

Kadınlarda kan kusmak;

Bazı bayanlarda, özel günlerinde de kusmuktan kan gelmesi durumu görülebilmektedir. Bu kan ya mideden yada eğer hastada var ise ülserden geliyor olabilir. Eğer kusmanın dışında içeride kan kalmış ise bu da bağırsaklardan dışkı ile dışarı atılacağından dolayı, dışkı üzerinde koyu kırmızı yada siyah tonlarında kan görülebilir. Buna da melena ismi verilir.

Kusmukta kan görünce ne yapılır?

Kusarken kan gelmesi, kusmukta kan görmek ve ağızdan tükürükle kan gelmesi, gırtlak kanaması durumlarında aşırı sıcak ve aşırı soğuk yiyecekler tüketilmemeli, bir hekim muayenesinden geçene kadar sıvı besinler kullanılmalı, olası bir ide, boğaz ülserini zorlayacak kanatacak sert gıdalar tüketilmemelidir.

İştahsızlık neyin belirtisidir?

İştahsızlık nedir, hangi hastalıkların belirtisidir, Kişiler neden iştahsızlık sorunu yaşarlar? Gün içerisinde sürekli iştahsız olmanın nedenleri nelerdir? İştahlı olmanın yolları ve iştah açıcı şeyler, iştah açıcı besinler ve içecekler hakkında bilmeniz gereken her şey. İştahımız neden kesiliyor ve çocuklarda iştahsızlık nasıl tedavi edilebilir. İştahsızlık ciddi bir rahatsızlığın belirtisi midir yazımızda bunlara yer veriyoruz. İştahsızlık rahatsızlığından kurtularak eski sağlığınıza ve ideal kilonuza dönebilirsiniz Dikkatli okuyalım.

İştahsızlık neyin belirtisidir?

Bazı mide ve bağırsak hastalıkları, bağırsak enfeksiyonu, mide ekşimesi, mide ağrıması gibi hastalık iştahın kapanmasına, iştahsızlığa neden olabilir. Özellikle midesi hassas olan kişilerde daha sık görülür. Mide yarası ülser gibi hastalıklarda da iştahsızlık etkilidir. Bağırsak yaraları da iştahsızlık çekebilir. Çünkü kişi yaşadığı hassasiyet nedeniyle gaz sıkıntısı ishal kabızlık ağrılar ve sancılardan dolayı besin alımını yavaşlatır bundan dolayı da iştahsızlık oluşur.

Bazı kanser türlerinde de iştahsızlık tehlikesi mevcuttur. Bununla ilgili gerekli tetkikler yapılması ve gerekli teşhisin uzman hekim tarafından koyulması gerekir. Özellikle çocuklarda iştahsızlığın sebeplerinden bir tanesi de demir ve çinko eksikliğinden dolayıdır.

İştahsızlık nasıl tedavi edilir?

Kişinin iştahsızlığının sebebi belirlenmiş ve teşhis edilmişse buna göre tedavi yöntemleri üretilebilir. Bazı psikolojik nedenlerden dolayı eğer iştahsızlık söz konusu ise buna göre de tedaviler mevcuttur. Eğer psikolojik değil de fiziksel bir rahatsızlıktan dolayı bir iştahsızlık söz konusu ise gerekli vitaminler, bununla ilgili besinler iştah açıcı besinler tüketilmelidir. Bir önemli husus ise öğün atlanmamalıdır. Yani her öğünde kararınca ve yeterince kişi kendini zorlamadan doymalıdır. Çinko, demir ve kalsiyum içeriği bol olan besinler tercih edilmelidir.

Deri alerjisinin belirtileri nelerdir?

Egzersiz alerjisi, kişi spor yapıyorsa eğer efor harcıyorsa bu esnada yada spordan sonraki dinlenme aşamasında eğer vücudunda, derisinde yanma, batma, kızarma, kabarma gibi değişiklikler görülüyorsa, egzersiz alerjisi dediğimiz hastalık görülmektedir. Efor kaybına, spora, terlemeye ve hava şartlarına hava kirliliğine de bağlı olan bu deri alerjisi, egzersiz alerjisi kontrol altına alınmadığı taktirde ciddi sorunlar doğurabilmektedir. Bu belirtiler görüldüğü taktirde kendi başınıza yapacağınız şeyler kısıtlıdır. Derhal bir hekimden destek alınız.

Astım şikayeti olan kişiler, spordan koşudan önce nefes açıcı ilaç ve spreyler kullanmaları tavsiye ediliyor. Cilt alerjisi, Egzersiz, efor alerjisi olan kişilerde bu etkiler kendilerini genelde spordan sonraki bekleme aşamasında gösteriyor. Bu alerjinin oluşabilmesi için kişide temelde olan bazı hastalıkların tetiklenmesi gerekiyor. Deri alerjisi, Efor alerjisi, Egzersiz alerjisi, spor yapılan bölgedeki kirli havanın da etkisiyle şiddetini artırabilmektedir. Sıcak ve soğuk yiyecekler de deri alerjisini tetikleyen bazı unsurlar arasında.

Spor, Egzersiz alerjisinin belirtileri;

  • Vücutta yanma
  • Vücutta kızarma
  • Deride batma hissi
  • Tende kabarmalar ve kızarmalar

Nasıl müdahale edilmeli?

Eğer koşu yaparken yada spordan sonraki dinlenme aşamasında vücudunuzda bu tür kızarıklıklar görülüyorsa eğer derhal bir dermatolog (cildiye) hekimine başvurunuz.