Ağız kuruluğu neden olur, nasıl geçer?

Ağız kuruluğu daha çok vücudumuzda sistematik sorunlardan dolayı oluşan bir hastalıktır. Günlük hayatımızda ağız kuruluğuna, tükmük kuruluğuna sebep olan çok fazla neden vardır. Özellikle şeker hastalığının ilk belirtileri olarak ağız kuruluğu problemi gösterilebilir. Çok sık idrara çıkma ve sürekli su içme isteği olarak kendisini gösterecektir.

Yine diğer sistemik hastalıkların da bir belirtisidir. Örneğin bağ dokusu hastalıklarında kişinin tükürük miktarı azalır, göz yaşı bezleri kurur. Yani vücudun salgı işlevi gereğinden daha az çalışmaktadır.

Bazı ilaçları kullanırken de ağız kuruluğu ile karşı karşıya kalabiliriz. Ağız kuruluğu yapan ilaçlar, hipertansiyon ilaçları, kolesterol ilaçları, antidepresan ilaçları, tansiyon ilaçları ağız kuruluğunu tetikleyen ya da artıran etmenler arasındadır. 400 çeşit farklı ilaç çeşidi de zaten ağız kuruluğu yapmaktadır. Bu uzmanlar tarafından bilinen bir gerçektir.

Ek olarak; Aşırı yağlı besin tüketimi ve alkol kullanımı da ağız kuruluğunu tetikleyici ve büyütücü etkiye sahiptirler.

Ağız kuruluğu nasıl geçer?

  • Uyumadan önce yanımızda içecek bulundurmalıyız, uyandığımızda yudum yudum içerek ağzımızı rahatlatmalıyız.
  • Gün içerisinde sürekli küçük yudumlar halinde ağzımızı sürekli ıslak tutacak şekilde su tüketmeliyiz.
  • Şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı.
  • Alkol ve sigara kullanımı en aza indirilmeli, mümkünse de bırakılmalıdır.
  • C vitamini tüketimini artırmalısınız.
  • Ağız kuruluğu büyük boyutlara ulaşırsa, eczanelerden yapay tükürük tabletleri alabilirsiniz.
  • Bakteri plağı kontrol altına alınmalı.
  • Floridli diş macunu ve hassas bir diş fırçası kullanılmalıdır. ağız jelleri ve gargara kullanılmalıdır.
  • Bulunduğunuz ortamın nem dengesini korumak için buhar makinesi kullanılmalı.

Mide yanması, ekşimesi neden olur?

Mide ekşimesi denilen olay aslında yanlış bir tanımlamadır. Ekşi tanımı aslında bir tattır ve vücudumuzda tadı hissedebilecek anlayabilecek bir tek organımız bulunur bu da dildir. Yani mide ekşimesi ile bildiğimiz ekşimenin hiçbir alakası yoktur. Mide ekşimsi diye tabir edilen bu hastalık, aslında reflü denen hastalığın bir bulgusudur.

Reflü Nedir?

Reflü, midedeki besinlerin yemek borusundan dile kadar ulaşmasıyla duyulan hissedilen şeydir. Mide kabarmasıdır.

Mide ekşimesi ile anlatılmak istenen asıl şey ise dispepsi, hazımsızlık dediğimiz olaydır. Yani göbeğin üst kısmında, daha çok karnın orta kısmında bulunan huzursuzluk, erken doyma, gerginlik hissi, batma gibi bir takım anlamsız duygulardır. Mide ekşimesi, mideyle ilgili bir durum değildir ve midede zaten tat duygusu yoktur. Bütün bu durumlar reflü hastalığı olarak eline alınıp ona göre tedavisi uygulanması gerekmektedir.

Şeker Düşmesi Belirtileri

Vücut, kendi içerisinde şeker oranını kontrol edemediği zamanlarda ortaya çıkan sağlık problemine şeker hastalığı denilmektedir. Halk arasında iki türü sıklıkla bilinir ;  Yüksek şeker ve ani şeker düşmesi

Hastanın şeker dengesi yavaş bir şekilde yükseldiğinde ilk başta herhangi bir müdahale edilmesine gerek olmaz fakat hızlı bir şekilde yükseldiğinde muhakkak doktor müdahalesi gerekmektedir.

Hastanın şeker dengesi hızlı bir şekilde düşmeye başladığında ise baş dönmesi ve hatta bayılma durumu görülebilir kimi zaman bu dengesiz düşüşün sonu ölümle sonuçlanabilir. Bir şeker hastası çok fazla insülin tüketir ve günlük az besin tüketirse kandaki şeker yoğunluğu düşeceğinden, direk olarak beyin etkilenebilir ve baş dönmesi ile birlikte çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir.

 Şeker Düşmesi Belirtileri

  •  Şeker hastası baygınlık, baş dönmesi ve baş hafifliği hissedebilir, şeker düzeyinin düştüğünü anlayabilir.
  •   Hasta şaşkın, uyumsuz olabilir, sarhoş ve saldırgan görünüm verebilir.
  •   Çok terleme sonucu deri solgunlaşır.
  •   Nabız hızlanır.
  •   Solunum hafifler ve soluğu kokusuzlaşır.
  •   Kollar ve bacaklar titremeye başlar.
  •   Hastanın uyarıya yanıt verme yeteneği hızla düşer.

Hastanın şeker dengesindeki ani değişikler meydana geldiğinde, kısa bir süre içerisinde bu denge kontrol altına alınması gereklidir. Eğer hastanın bilinci yerinde ise hemen hastaya az az şeker yüklemesi yapılabilir. Tabi bu konu hakkında doktorunuza başvurarak, en doğru bilgiyi alabilirsiniz.

İftardan Sonra Hazımsızlık

Yemekten hemen sonra veya ramazan ayı içerisinde dengeli beslenmek ve sıvı dengesini düzenli olarak korumak, vücut sağlığı açısından oldukça önemlidir. Özellikle sıcak havalarda vücudunuzun ısı ve nem dengesi oldukça hızlı bir şekilde değişerek, su kaybı azalmaktadır.  Bunun sonucunda ise kişide kan şekeri düşmesi sonucunda baş dönmeleri, baş ağırları, sinirlilik, uyku hali gibi çeşitli rahatsızlıklar görülebilir.

Uzmanlar, günün oruç tutulmayan zaman dilimi içerisinde üç öğün besin tüketilmesi öneriyorlar.Sahur öğünü, bütün günün besin ve enerji ihtiyacını karşılayacağı için çok önemli.

Sahur öğününde yağlı, tuzlu ve ağır yemekler yenmemesi gerektiğine dikkat çeken Vardarer, “Sahurda kahvaltılıklar, çorba, sebze yemekleri, bulgur pilavı gibi yiyecekler yenilebilir. Yemeklerle beraber kuru veya taze meyve, ceviz, badem gibi kuruyemişlerin tüketilmesi enerji ve mineral açısından destekleyici olabiliyor. İçecek olarak kafeinli içeceklerden uzak durulmalı bitki çayları, az şekerli kompostolar tercih edilmeli.” uyarılarında bulunuyor.


İftardan sahura kadar geçen süre zarfında, düzenli olarak vücudun gün içerisinde kaybettiği ve ihtiyacı olan su miktarını yavaş yavaş almanız sağlığınız için oldukça önemli. Sıvı olarak iftar sırasında çay, ayran, meyve suyu tercih edebilirsiniz. Gazlı içecekleri sağlığınız için önermiyoruz.

İftardan sonra hazımsızlık sorunu çeken kişiler için hareket kesinlikle şart. Namazdan önce, eş dost ile kısa bir yürüyüş oldukça keyifli olacaktır. Bağırsak sistemindeki dengeyi bozmamak için iftardan sonra ara öğün olarak meyve tüketilmesi yararlı olacaktır. Aksi halde hazımsızlık problemi oluşabilir.

Gastrit nedir, nasıl geçer?

Gastrit, midenin iç bölümünde yer alan zarın, iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Halk tarafından genellikle mide nezlesi veya mide iltihabı olarakta bilinir.

Gastrit Neden Olur ?

  • Ağır yemekler,
  • Fazla ve kuru gıdalar
  • Hamur işleri
  • Tatlı, acı, baharatlı yiyecekler
  • Alkol, sigara
  • Çay, kahve
  • Yemekleri çiğnemeden yutmak
  • Aşırı ilaç kullanımı,
  • Ateşli hastalıklar, karaciğer ve safra kesesi hastalığı
  • Kalp hastalığı, romatizma

Gastrit Tedavisi

Gastritin tedavi edilmesi için kesinlikle doktorlarınıza başvurmalısınız. Bunun yanında dinlenme ve perhiz, gastrit tedavisinin olmazsa olmazlarıdır. Öncelikle gastrit rahatsızlığını oluşturan nedenleri ortadan kaldırmakla işe başlayabilirsiniz. Hafif yemekler yiyebilirsiniz. Besinleri yavaş yavaş tüketebilirsiniz. Aspirin kullanmamalısınız.

Ayağa Kalkınca Gözlerde Kararma

Göz kararması genellikle ışık ile ilgili bir problemdir tabi bir çok farklı sebebi de olabilir. En doğru tedavi uygulamasını yapmak için bu rahatsızlığın temel sebebini bulmak gerekir. Bu tür bir rahatsızlıktan sıklıkla şikayetçi iseniz mutlaka doktorunuza başvurmalısınız ve en kısa sürede tedavi olmalısınız aksi taktirde diğer rahatsızlıklarda ard arda gelebilir.

Aynı zamanda gözlerdeki kararma tek gözde mi yoksa iki göz de mi oluyor, öncelikle bunu belirlememiz gerekiyor, eğer iki gözde bu sorun oluyorsa ortamdaki ışık azalmasından dolayı olmaktadır ve dinlenmeden sonra sorun gitmektir ve eğer tek gözde kararma oluyorsa, vücut yapısındaki kan miktarı bozuklukları ile ilgili olabilir. Eğer kalıcı göz kararmaları sorunu oluyorsa mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekmektedir. 5-6 saat boyunca göz kararması geçmiyorsa göz içi uç sinirlerinde sorunlar olabilir ve görme bozukluklarına yol açabilir.

Ayağa Kalkınca Gözlerde Kararma Temel Nedenleri :

  • Kullanmış olduğunuz çeşitli ilaçlar yan etkileri
  • Solunum yolu rahatsızlıkları, grip gibi hastalıklar
  • Vücut yapınızdaki ani değişiklikler ve problemler
  • Göz yapınızdaki sinir iletim bozuklukları
  • Baş dönmesi
  • Kusma ve mide bulantısı
  • Kalp problemleri
  • Sinir sistemi rahatsızlıkları

Domuz Gribi Belirtileri Nelerdir ?

Domuz gribinin en dikkat çeken belirtilerinden titreme ve üşüme ile birlikte ortaya çıkan yaklaşık 38 derecenin üzerine çıkan yüksek ateş, baş ağrısı, bitkinlik, kas ve eklem ağrıları şeklinde sıralanırken özellikle soğuk algınlığı belirtileri yavaş yavaş değilde aniden ortaya çıkarak yüksek ateşe neden olur.

Domuzlar, kendi virüslerinin yanı sıra kuş ve insan virüslerinide bünyesinde barındırabilirler. Bu sayede ortaya farklı bir virüs çıkar ve insanlar daha önceden bu tür bir virüs ile karşılaşmadığı ve bu yeni virüse karşı bağışıklığı olmadığı için tüm insanlık için oldukça büyük tehlike oluşturmaktadır.

 Domuz Gribi Belirtileri Nelerdir ?

Uzmanlar, domuz gribine neden olan virüslerin ortalama olarak 2 ile 5 gün arasında kuluçka dönemi olduğunu ve bu süre içerisinde herhangi bir belirtisinin görülemeyeceğini belirtti. Domuz gribi belirtileri yavaş yavaş ortaya çıkmak yerine aniden ortaya çıkarak oldukça şiddetli etkiler gösterir. Domuk gribini özellikle soğuk algınlığı ile karıştırmamak gerekiyor. Soğuk algınlığı rahatsızlığının belirtilerinde ateş çok yüksek olmamakla birlikte yavaş yavaş ilerleyen bir hastalıktır.

  •  Üşüme ve titreme ile birlikte yüksek ateş
  • Göz çukurlarında hissedilen şiddetli baş ağrısı
  • Eklem ve kas ağrılarının oldukça şiddetli olması
  • Bitkinlik ve kırgınlık hallerinin görülmesi
  • Burun tıkanıklığı ve öksürük

Ruhsal Travma Nedir ?

Ruhsal Travma Nedir ?

Bir kişiyi aşırı şekilde korkutan, üzen, çaresizlik oluşturan, beklenmedik dehşet içerisinde bırakan tüm olayların yol açtığı psikolojik etkiye ruhsal travma denilmektedir. İnsanoğlunun hayatında üzüntü ve sıkıntı yaran bir çok olay gelişmektedir, fakat bu olayların tümü ruhsal travma yapmaz.

Savaşlar, doğal felaketler, depremler, cinsel veya fiziksel saldırıya uğrama, cinsel taciz, işkence, trafik kazaları, iş kazaları, tehditler, tehlikeli bir olaya şahit olma gibi bir çok olay kişide ruhsal açıdan travmatik etki bırakır. Fakat her yaşadığımız sıkıcı veren olaylar ruhsal travma olarak nitelendirilmez.

Olayın belirtileri kadar kişinin bu olaylara verdiği tepkide oldukça önemlidir. Bir kişide ruhsal travma yaşanması için kendisine veya çevresindekilere herhangi bir zarar gelmesi ve kişinin bu olaylara karşı korkarak veya dehşete düşerek tepki vermesine ruhsal travma denilebilir.

 Hangi Olaylar Ruhsal Travmaya Yol Açar ?

  • Doğal afetler (deprem, sel, yangın)
  • İnsan eliyle yapılan travmalar (savaş, işkence, tecavüz)
  • Kazalar (iş, trafik)
  • Beklenmedik ölümler
  • Ciddi-ölümcül hastalıklara yakalanma

Gastrit belirtileri nelerdir?

Gastrit belirtilerinden bahsetmeden önce bilmeyenler için tanımını yapmakta fayda var.

GASTRİT Nedir?

Kelime anlamı mide iltihabı demektir.
Midenin ürettiği çok kuvvetli bir asit vardır. Bu asit tek başına çok hasar vericidir. Asidin şiddetini anlatacak olursak:
Midedeki asit bir bardağa alınsa ve içine bir et parçası atılsa bu et parçasını 3 günde yok edecek bir etkiye sahiptir. Peki bu denli güçlü olan asit mideyi neden parçalamaz? Mide ürettiği bu asitten korunmak için bir de kaygan bir yapıya sahip olan mukus maddesini üretir. Bu mukus midenin iç yüzeyini kaplayan bir örtüdür. Midedeki üretilen asit ve mukus dengesi bozulduğu takdirde asit iç yüzeyi tahrip etmeye başlar. Tahribatın ilk aşamasına gastrit diyoruz.

GASTRİT BELİRTİLERİ 

Gastrit çoğu doktorların pek de önemsemediği hatta hastalık mıdır değil midir tartışılabilecek bir konudur. Gastrit oluşumunu hızlandıracak faktörler vardır:
-Ağrı kesici almak
-Aşırı stres
-Aşırı alkol kullanımı
-Midede heliko bakter adı verilen bir mikrobun bulunması
-Fazla sigara tüketimi

Bunlara nedenleri diyebiliriz. Kişi bu durumlarda sakındığı sürece gastrit görülmez. Tam tersi yukarıda saydıklarımızla ilişkili bir yaşantısı varsa şimdi sayacağım belirtilerle gastrit olmuş olabileceğini anlayabilir.

Gastrit, mide ağrısı, yanma gibi şikayetlerle belirti gösterir. Kaburga kemiklerinin birleştiği orta hattın biraz altında oluşur. çoğunlukla açken kazınma, yanma gibi şikayetler olur hastada.

Gastrit basit ilaç tedavileri ve risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ile tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Mikro Cerrahi Ameliyatı Nedir, Nasıl Yapılır?

Ameliyat bel fıtığı hastalarına uygulanır. Mikro cerrahi ameliyatını anlatmadan önce bel fıtığı hastalığını anlatmak daha doğru olur.

Belde beş adet omur kemiği vardır ve bu kemiklerin arasında da disk denilen kıkırdaklar vardır. Disklerin iç kısmında yumuşak, dış kısmında sert dokular vardır. İçerdeki yumuşak doku sertleşerek dışarı çıktığında sinirlere basınç yapar. Böylece bel fıtığı oluşur.

Yürürken ve oturup kalkarken güçlük çekme gibi belirtileri vardır. İnsan yaşamını olumsuz etkileyen hastalıkların başında gelir. Bel fıtığı yeni teknikler sayesinde başarı ile tedavi edilebilmekte. Tedavi edilmediği takdirde, hareket kısıtlılığı, idrar tutamama, çabuk yorulma, cinsel güç kaybı gibi pek çok hastalığa yol açabilmektedir. Bel fıtığını önlemek için ani hareket, ağır kaldırma ve ters hareketlerden kaçınmalısınız.

Bel ağrısı çeken hastaların hemen doktora başvurmaları gerekmektedir. Bel fıtığı başlangıcında ilaçla tedavi iyi sonuçlara ulaşılabilir. Başlangıç olarak sinire ne kadar baskı yapılıyor onun belirlenmesi gerekir. Duruma göre hastaya kas gevşetici ve yatak istirahati önerilir. Her şeye rağmen iyileşme görülmüyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır.

Cerrahi Müdahale

İlaç ve fizik tedaviye rağmen ağrılar hafiflemiyorsa cerrahi müdahale gerekmektedir. Bel fıtığında mikro cerrahi yöntemi ile hastalar çabucak iyileşip eski sağlıklarına kavuşuyorlar.

Gelişmiş mikroskop ve gelişmiş teknolojik aletlerin ameliyatlarda kullanılması ile Mikro cerrahi ameliyatları günümüzde en kolay ameliyatlardan biri olmuştur. Bele küçük bir delikten girilerek yapılan bu ameliyatta dikiş gerekmiyor. Ameliyat 15-20 dakika sürüyor. Hastalar ameliyattan 2 saat sonra ayağa kalkabiliyor. Sakat kalma ya da felç olma gibi bir risk taşımıyor. Hasta bir hafta içerisinde tamamen iyileşiyor.