Koroner kalp hastalığı nedir?

Koroner kalp hastalığı, kalbi besleyen damarların daralması ya da tıkanması sonucunda oluşan hastalıkların genel tabiridir. Damar duvarlarındaki bazı hücrelerin birikmesi ile oluşan plaklar, damar sertliğine sebep olur. Plakların oluşması ile damarlarda daralma ve ya kalbi besleyen damarların tamamen tıkanması kalp krizi gibi riskli hastalıklara yol açabilir.

40 yaş üzeri bireylerde görüleceği gibi, ailesinde 55 yaş altı koroner kalp rahatsızlığı yaşayan bireylerde daha erken yaşlarda izlenebilmektedir. Kadınlara oranla erkeklerde risk 4 kat daha fazla artmaktadır. Bunun sebebi ise kadınlardaki östrojen hormonunun koruyucu olduğu, uzmanlar tarafından öne sürülmektedir. Bu nedenlerde kadınlarda, menopoz döneminde daha sık rastlanmaktadır.

Teşhis, erkeklerde 50-60 yaş aralığında olurken, kadınlarda ise 60-70 yaş aralığında konulmaktadır.

İstatistiklere göre, 2003-2004 senelerinde Türkiye’de görülen koroner rahatsızlıkların sayısı 2 milyon 800 bin kişi, 2015 senesinde ise 5 milyon 600 bin kişiye çıktığı öne sürülmüştür.

BELİRTİLERİ

Koroner hastalığı, gözle görülür hiç bir belirti vermeyebilir. Ancak ilerleyen evrelerde, göğüs ağrısı şiddetlenerek sol kola ve çeneye vurmaya başlayabilir. Sol kolda uyuşma hissi hissedilebileceği gibi egzersiz yaparken zorlanma yaşanır. Bunların dışında, nefes almada güçlük, sürekli ve geçmeyen yorgunluk, göğüste basınç ve yanma, koroner kalp hastalığının belirtisi olabilir.

TEŞHİS

Doktor kontrolünde yapılacak olan tahliller ile teşhis kolayca konabilir.
-EKG ile kalbin atım düzeni takip edilir ve geçişte geçirilmiş kalp krizleri hakkında bilgi edinilebilir.
-Eforlu EKG ile egzersiz halinde kalp elektrosu kaydedilir. Damarların kalbi ne kadar beslediği gözlenir.
-Talyum Miyokard Sintigrafisi ile damardan nükleer bir madde verilerek kalp kasının beslenme oranı incelenir. Kalbi beslemeyen damarlar tespit edilir.
-Ekokardiyografik inceleme ile kalp kasının kasılması ile kapakçıklar ultrason ile incelenir.
-Koroner Anjiografi ile teşhis konulması zor olan vakalarda kullanılan bir yöntemdir.

Akne, sivilce izleri nasıl geçer?

Bu izleri, çoğu zaman kısmen, çoğu zamanda tamamen temizleyen, sadece hekim reçetesi ile temin edilebilen ilaçlar vardır. Fakat bu ilaçlar özellikle karaciğer yapısını zedeleyebildiğinden, belirli testler sonrası uygun görülmesi halinde kişiye reçete edilecektir.

akne izlerinden kurtulma

 Akneler hiç oluşmasın

Bunun için alabileceğimiz önlem; çocuklarımızı, onların kendilerini kötü hissettikleri bu dönemde desteksiz bırakmayıp, cilt tiplerine uygun kişisel bakım ürünleri temin etmek, gerek duyuyorsak, hekim desteği ile hem psikolojik yıpranmışlığına hem de alın ve burun etrafında onu çok çirkin olduğuna inandıran aknelerine çözüm aramaya çalışmak olacaktır.

 YETİŞKİNLERDE YAŞANAN AKNELER VE SONRASINDA OLUŞAN İZLER

Her nekadar ergenlik dönemi esnasında oluştuğu düşünülse de zaman zaman çevremizdeki yetişkinlerde de yara boyutunda akneler ve sonrasında oluşan büyük ve kişinin kendine duyduğu saygı ve özgüvenini dahi etkileyebilecek boyutta izleri görebiliriz. Bu ilk bakışta her ne kadar Dermatolojik bir sorun gibi görünse de, yüksek olasılıkla dahili bir problem olduğunu gösterir. Bu durumda izler oluşmaya başlamadan hatta akneler henüz başlamışken, yapılması gereken kan, idrar ve muayene tetkikleri yapılmalı, sonrasında hem dahili hem harici hem de psikolojik çöküş ve yıpranmaların önüne geçilmelidir.

Akneli cilt nasıl yönetilir

Akne üreten cilde sahipsek, cilt tipi ve yağ ölçümü yapılmalı, tıbbi ya da bitkisel destekleyicilerle olması gereken doza getirilmelidir. O küçük yaramazlarla tek başına mücadele etmeyi denemek yerine, mutlaka bir Dermatoloji hekimi ile onları yönetebilmeyi öğrenmek gerekmektedir.

Kalp sağlığınız için küçük tavsiyeler

Kalp sağlığı ülkemizde birçok insanda görülmektedir. Kalp sağlığı ölümcül bir hastalık olabilir. Kalp hastalığına yakalanan insanlar tedavi sürecini aksatmadan devam ettikleri sürece bu kalp hastalığını yenmiş olacaklardır. Doktorun verdiği ilaçları kullanmamak tedavileri aksatmak kalp hastalığının daha çok ilerlemesine sebep olur.  Kalp hastalığına yakalanan insanlar yeme içmelerine dikkat etmesi gerekir. Birçok insan bu sebepten dolayı ölmektedir. Alkol, sigara ve benzeri türlerden uzak durmalılar.

Sabah koşularına çıkmak kalbin atışını dengeler. Ve düzenli bir kalp sağlar. Kalbimiz ne kadar kan pompalarsa bizlerde o kadar iyi yaşarız. Birçok insan kalp hastalığına yakalanıp aman geçer gibisinden düşünüp tedavilerini aksatmaktadır.

Kalp hastalığı her insanda (genç, yaşlı, bebek, çocuk) görülebilir. En çok da yaşlılarda gözükmektedir. Spor yaparak bu kalp sorununu biraz da olsa yenmiş olursunuz. Doktorunuzun verdiği ilaçları ve tedavileri düzenli bir şekilde yerine getirdiğinizde eskisinden daha iyi olacağına inanabilirsiniz. Ancak önemli olan tedavileri ve ilaçları düzenli olarak kullanmaktır. Aksi halde bu düzensizlik kalp hastalığını daha çok tetikler ve ölüme yol açar.

İnsanlar kalbim sıkışıyor demelerinin birçok nedeni var en önemli nedeni isle gereksiz şeyleri kendilerine sıkıntı yapıp strese girmeleridir. En önemli etkende budur. Kendinizi strese sokarak hayatınızı tehlikeye atmış oluyorsunuz. Bazı şeyleri sıkıntı etmek olacağına bırakmak sizin ve sağlığınız için daha iyi sonuçlar verecektir.

Kalp sağlığınızı korumak için meyve sebze bol tüketilmelidir. Doğal yağlar yenmelidir. Dışarıdan çağırdığınız yemekler kalp sağlığınızın kötüye gitmesine sebep olur. Bol su tüketilmelidir. Günde 2 litre su içilmelidir.Kalp hastalığı kadınlardan çok erkeklerde daha fazla görünmektedir. 40 yaşına gelmiş bir erkek kalp krizi geçirdiğinde kurtulma imkanı düşüktür.

Kadınlarda aşırı tüylenme

Kadınlarda aşırı tüylenme

Bazı bayanlarda, bacaklarda, yüz ve kollarda hatta bazen sırtta ve göğüs çevresinde olması gerekenden daha fazla tüy çıkabilir. Dahası bu sayılanların dışında aşırı tüylenme boyun, çene, bacaklar, kollar ve göbek deliğinin aşağısı gibi farklı farklı bölgelerde bile görülebilmektedir.

Bu her zaman bir sağlık problemi olduğu anlamına gelmez. Fakat estetik görünüşü ve güzelliği etkileyebilir. Bu durum, yani aşırı tüylenme bayanlar için daha fazla bakım gerektiren zahmetli bir olaya dönüşebilir.

Böylesi durumlarda, hanımlar istemedikleri aşırı tüylenme durumundan kurtulmak için özellikle bacak, bikini bölgesi ve koltuk altlarını tıraş ederler, sir ağda yapar veya epilasyon gibi farklı yöntemler kullanırlar.

Tüyler ve hormon ilişkisi

Tüyler çok kısa, ince lifli kılcal damarlardan oluşurlar ve tüylerin yağ bezleri yoktur. Tüylerin boyutları uzadıkça, androjen hormonu sebebiyle kalınlaştıkça, kurumaya başlarlar.

Aslında bu hormonun üretimi erkeklerde çok fazladır. Zaten bu sebeple erkeklerin vücudunda bayanlara göre daha fazla tüy bulunur. Fakat bazı kadınlarda androjen hormonu olması gerekenden ne yazık ki fazla olabilir ve buna bağlı olarak kadınlarda aşırı tüylenme görülür. Doğal olarak vücutlarının birçok yerinde daha fazla ve uzun, daha kalın ve daha koyu renkli tüyler çıkar.

Tüy kökleri farklı hormonlara tepki gösterebilir. Örneğin testesteron. Bu hormonlara en fazla tepki veren bölge ise kasık diğer bir adı ile bikini bölgesi. Bu nedenle hem kadın hem erkeklerde bu bölgelerde vücudun diğer bölgelerine göre fazla çok tüy çıkar.

Erkeklerin tüyleri göğüs, sırt ve karın bölgelerinde daha kalın ve daha sık çıkar. Bayanlarında elbette bu bölgelerde tüyleri bulunur. Fakat erkeklere göre bayanların bu bölgelerinde görülen tüyler kısa ve yumuşak olur. Fakat androjen hormonunun çok çalıştığı durumlarda, tüyler kalınlaşarak uzar, bu bölgelerde aşırı tüylenme olur, bu durum bayanların erkeksi görünmelerine sebebiyet verir.

Mor halkalarınız mı var?

Kadın veya erkek fark etmeksizin çevrenizde çoğu kişinin mor halkalar ile sorun yaşadığını duymuşsunuzdur. Hatta bu sorunu yaşayanlardan biri siz bile olabilirsiniz. Çeşitli sebeplerden dolayı ortaya çıkan mor halkaların tetikleyicileri ortadan kaldırılmaya başlandığı taktirde azalacağını bilmelisiniz.

Mor Halkaları Tetikleyen Sebepler

Tetikleyici faktörler arasında bir sürü neden sıralanabilir. Bunlardan bazıları ve en çok karşılaştıklarımız uykusuzluk, yanlış beslenme, stres, depresyon, güneşe maruz kalma olarak örnek verilebilir. Bu veya bunlar harici herhangi bir sebeple ortaya çıkan halkalar hoş görüntü yaratmadığı için oldukça rahatsız edici olabilir.

Evde hazırlayabileceğiniz doğal yöntemlerle bu halkalardan kurtulmanız mümkün olabilir. Buna karşın çok geç yatmadan uykunuzu almak, yediklerinize dikkat edip dengeli beslenmek, güneşe çıkıyorken korunmak, stres oluşturan sebepleri azaltarak da mor halkalardan kurtulabilirsiniz.

DOĞAL YÖNTEMLERLE MOR HALKALARDAN KURTULMAK

Aşağıda sıralanacak olan yöntemler mor halkaları en aza indirmenize yardımcı olacaktır. İlk uygulamanızda bir değişim yaşasanız da, kalıcı ve daha iyi sonuçlar elde etmek için uzun bu yöntemleri uzun vadeli olarak uygulamanız gerekiyor.

-Gün içerisinde bol bol su için.

-Uyku saatleriniz düzene sokun ve yeterli gelecek olan 8 saatlik uykunuzu alın.

-Yatmadan önce badem yağından biraz faydalanarak öz altlarınıza masaj yapın.

-Sallama olarak demlediğiniz bitki çaylarını kullanın. Bunun için demledikten sonra poşetleri aldım göz altlarınızda yaklaşık olarak 10-15 dakika bekletin.

-Göz çevresine süt ve Hindistan cevizini karıştırıp uygulayın.

-Nane yapraklarını ezerek göz altınızda yaklaşık olarak 20 dakika bekletin.

-Salata için kabuklarını soyduğunuz salatalıkları alın ve göz altınızda bekletin.

Bu sıralanan yöntemleri evinizde bulabileceğiniz ürünlerle yapmak mümkün. Yöntemler uzun vadede uygulandığı taktirde mor halkaları en aza indirecektir. Eğer kalıcı sonuç istiyorsanız bir gün değil, düzenli olarak uygulamayı ihmal etmeyin.

İştah Kesen Gıdalar Nelerdir?

iştah azaltan yiyecekler

İştahınızı Kesen Yiyecekler, fiziksel görünüşümüzü iyileştirmek için yaptığımız diyetler sadece dış görünüş açısından değil aynı zamanda aşırı kilolu olmanın sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinden de önemlidir.

Kendinizi sağlıklı bir diyet ve kilo vermek için açlığa mahkum etmek doğru değildir. Her geçen gün alınması gereken vitaminler, mineraller, proteinler, yağlar ve karbonhidratları doğru kaynaklardan almak uzun süre kilo vermenize yardımcı olur.

 DİYETİNİZE KARAR VERDİKTEN SONRA, İŞTAH AÇICI GIDALAR, ÖZELLİKLE DE İLK HAFTALARDA DİYETE SADIK KALMANIZA YARDIMCI OLABİLİR.

İştahınızı Azaltan Besinler

Elma : Çoğu beslenme uzmanı elma tüketmenin faydaları hakkında konuşur. Elmanın iştah bastırmasının etkisi, zengin elyaf ve “pektin” maddesinden kaynaklanmaktadır.

Yemeklik lif ve pektin içeren elmalar, öğünler arasında tüketildiğinde doyma duygusunu uzatır ve diğer öğün sindirimini engeller.

Elma, kandaki glikozu düzenlerken fiziksel aktiviteleriniz sırasında ihtiyacınız olan enerjiyi de sağlayabilir.

Salatalar : Yeşil yapraklı sebzelere, özellikle yerli ve yabancı diyet uzmanları tarafından hazırlanan diyet listelerinde kaç tane yer verildiğini fark ettiniz.

Yeşil yapraklı sebzeler elma gibi bol miktarda besin içerir ve uzun süre çok düşük kalorili alımlar sağlar.

-Çeşitli sebzelerden yapılan geniş bir salata ortalama 200-250 kalorilik (yağsız) ve iştahları bastıracağı için vitamin ve minerallere iyi bir alternatiftir.

Yulaf Ezmesi : Yulaf ezmesi, uzun süren bir tokluk sağlayan ve iştahı kesen, yavaş sindiren bir karbonhidrattır.

Glisemik indeks çok düşük ancak besin değeri düşük değildir. Bir kase yulaf ezmesini kazarken, bir sonraki yemek yorgunluğunuz olacak.

Yeşil Çay : Çok acıktıysanız, bir sonraki yemek yemeğinize kadar zamanınız varsa, bir fincan yeşil çayla iştahınızı bastırabilirsiniz. Yeşil çay, açlığa neden olan hormonların salınmasını bastırarak tokluk hissi verir.

Acı Biber : Acı biberin iştahı bastırmada doğrudan etkisi yoktur, ancak biberli yiyecekler yemek sırasında daha az su ve daha fazla su sağlayabilir. Böylece masadan daha az kalori alıp su dolu hissedeceksiniz.

İştah Kesecek Diğer Öneriler

Sık Öğünler: Ağır yemek yerine küçük yemeklerde sıklıkla yemek yerseniz, yemeklerin arasındaki iştah artmaz.

Uyku: Uykunuzu tam olarak almazsanız, gün içinde enerjiniz azaldıkça iştahınız artabilir. Uyku kalorilerinin yanı sıra, her gün tavsiye edileceği kadar uyun, çünkü elde edebileceğiniz başka bir enerji kaynağı da vardır.

Su: Vücudun dehidrasyonu sıklıkla açlıkla karıştırılır. İçme suyu ile iştahınızı sadece bastırırken kendinize yemek yemeniz gerektiğini hissedebilirsiniz.

Bir şeyler çerezlemeye başlamadan önce, büyük bir bardak su içip 20 dakika bekleyin. Açlık duygusu susuzluğa bağlıysa, iştahınız bu süre içinde düşecektir.

8 Adımda Temel İlk Yardım Rehberi

İlk yardım bilmemek, toplumumuz adına oldukça kötü bir durumdur. İlk yardım yapabilmek, ilk yardım hakkında olabildiği kadar bigli sahipi olmak her zaman için hayat kurtarır. Kaza veya darbe geçiren bir kişiye ilk olarak yapılması gereken şeylerden bahsettik. İlk yardım bilginizi genişleterek hem kendiniz için hem de toplum faydası için iyi bir iş yapmış olursunuz. Kim bilir belki çok yakınınız, belki hiç tanımadğınız birisinin haytını kurtarabilirsiniz. Hayat müşterek..

1. Ağır yaralı kişilere ilk yardımda yapılması gerekenler;

  • Solunum yolu: Yaralının solunum yolunun dil, salgı ve yabancı bir cisim tarafından tıkalı olup olmadığını kontrol edin.
  • Solunum:  Nefes alıp vermesinde bir problem olup olmadığını kontrol edin. Eğer nefes alıp vermiyorsa sunu teneffüs yapın/yaptırın.
  • Dolaşım: Hastanın nabzının atıp atmadığını kontrol edin, eğer atmıyorsa akciğer-kalp masajı yapın. Bu esnada hastada bir kanama olup olmadığını muhakkak kontrol edin.

2. Eğer ciddi bir kanama varsa, zehirli bir madde yutmuşsa, kalbi veya solunum durmuşsa her geçen saniye çok önemlidir. En kısa zamanda konusunda uzman bir hekime yetiştiriniz.

3. Yaralı hastaların büyük bir kısmı bulundukları yerlerden dikkatli bir şekilde hekime götürülebilirler. Şayet hastanın taşınması, ciddi bel ve boyun yaralanmalarında hastayı hareket ettirmek hayati önem taşımaktadır.

4. Hayatla ölüm arasındaki süre genellikle çok kısa olduğundan öncelikle şu sıra izlenebilir.

  • Hastayı sakin bir şekilde yatırın.
  • Hasta kusuyor ise ve boynunda kırık tehlikesi yoksa boğazında tıkanma ihtimaline karşın kafasını sağa veya sola yatırın.
  • Hastayı battaniye veya bir örtü ile sıcak tutun. Fakat hastayı aşırı derecede örtme ve harici bir ısıtıcıyla ısıtmaya çalışmayın.

5. İlk yardım yaparken başka birisinin hekim ve ambülans çağırmasını isteyin. Hekime hastanın durumunu anlatın, ambülans gelene kadar hekime, hastaya neler yapabileceğinizi sorun.

6. Hastayı acı vermeyecek şekilde muayene edin. Ani hareketlerden ve vereceği acılardan koruyabilmek için elbisesini yırtın. Yanık yoksa, üzerindeki giyecek parçalarına dokunmayın.

7. Soğukkanlılığınızı koruyarak hastanın ve kendi moralinizi yüksek tutun. Sizin soğukkanlılığınız hastanın psikolojisini ve moralini de yüksek tutacaktır, hastanın panik durumunu yatıştıracaktır. Ona, her şeyin kontrol altında olduğunu söyleyin ve ona bunu inandırın.

8. Yarım ve tam şuur kaybı olan hastaların yüzüne su serpmeyin. Dökülen su, nefes borusuna kaçarak hastanın boğulmasına sebebi yer verebilir. Şuur kaybı olan bir hastayı ayağa kaldırmaya, şamarlayarak, tokatlayarak veya sarsarak uyandırmaya çalışmayın.

Düşme Sonrası Morarmalar nasıl geçer?

Düşme veya bir darbe sonucu oluşan morarmalar, darbe sonrası morluklara Hematom da denilir. Darbe alan bölgede, derinin altındaki kılcal damarların hasar görmesi, kopması veya zedelenmesi durumu gerçekleşir. Bu durumda bölgede kızarmalar, yanmalar, sızlamalar meydana gelecektir. Deri içerisinde kanama olma ihtimali yüksektir. Darbeden veya düşmeden bir müddet sonra deri altındaki kan çoğalıp büyüyeceği için kızarma ve şişme artacaktır. Bu şişmeyi durdurabilmek ve ağrıyı en aza indirebilmek için buz torbası kullanınız.

Düşme sonrası morarmalar neden olur nasıl geçer?

Morluk ve şişliğin gelişim süreci 5-10 dakikayı bulacaktır bu süre sonunda darbe alan bölge olabildiği kadar şişer ve morarır çünkü deri altında kan birikmektedir. Şimdi tek yapılması gereken, hekim müdahalesinden önce, şişme esnasında bir an önce soğuk uygulamak. Örneğin buz torbası kullanılarak şişlik ve morluk biraz olsun azaltılır.

Darbe alan bölgedeki morluklar ve şişlikler 7-8 gün içerisinde azalacaktır ve sarı-yeşil tonlarında bir renk alacaktır. Deri altındaki sıvı, vücut tarafından üretildi ve vücut tarafından emilecektir. Bu yüzden 15-30 gün süre ile de içeride biriken kan ve diğer koruyucu sıvılar tamamen emilecek ve darbe alan bölge normal durumuna ve rengine dönecektir.

Aynı şekildeki morluklar tırnak içlerinde de olabilir. Kapı arasına sıkışan parmaklarınızda tırnak içerisinde kan biriktiği, kan toplandığı görülebilir. Bu durumlarda cerrahi müdahale ile ağrı ve kandan kurtulabilirsiniz fakat yine kendi imkanlarınızla ağrıyı azaltmanız gerekirse soğuk uygulamak yine en mantıklı çözüm olacaktır.

Düşme, Darbe sonucu morarmaları geçirme yolları;

  • Bal, Un ve Zeytinyağı karıştırılarak hamur haline getirilip darbe alan bölgeye konulur, üzeri tülbent, yemeni gibi bir şey ile sarılır.
  • Siyah zeytinin çekirdeğini öğütüp ezip çok az zeytin yağı ile karıştırıp yara, ezik veya kan toplamış tırak üzerine koyarak sarılır.
  • Eğer morarma düşme, darbe, çarpma sonucunda olmuşsa ilgili bölgeye biberiye yağı sürebilirsiniz. Biberiye yağının kesiklerde, darbelerde ve yaralanmalarda oldukça büyük etkisi vardır. Derhal ağrılı bölgenizi iyileştirecektir.

Tükenmişlik Sendromundan Nasıl Çıkılır, Tedavisi Nasıl Olur?

Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler, aynen depresyonda görülen çaresizlik, değersizlik gibi hisleri yoğun olarak hissederler.

Tükenmişlik sendromu belirtileri birkaç başlık altında toplanırken, bir yandan da depresyondaki çaresizlik ve değersizlik hislerine ek olarak kişi bir depresyon da yaşayabilir. Bazen tükenmişlik sendromuna depresyon eşlik ederken bazen de bir kaygı (anskiyete) bozukluğu gelişebilmektedir.

Tükenmişlik sendromu belirtileri, hisler ve duygularda, düşünceler, davranışlar ve insanlar arası ilişkilerde etkilerini gösterir. Kişi duygusal olarak daha üzgün, daha endişeli ya da daha gergin bir duygusal özellik gösterir. Düşüncelerinde kendisine, yaşamına ve insanlara karşı daha olumsuz özellikler ve mantıksız düşünme biçimleri gözlenir.

Tükenmişlik Sendromunun Duygusal Belirtileri

Üzgün, endişeli, karamsar bir duygusal özelliktedir. Kişinin hissettiği duyguların büyük bölümü olumsuzdur. Bu nedenle de, hayata ve geleceğe dair olumsuz duygulara bağlı olarak olumsuz, karamsar beklentiler hakimdir. Kişi kendisini ve yaşamda yerine getirmekte olduğu görevlerinde ortaya koyduğu performansı yetersiz ve başarısız olarak algılar. Bu ise, hissetmekte olduğu olumsuz tüm duyguların şiddetinin artmasına sebep olur.

Tükenmişlik Sendromunun Zihinsel Belirtileri

Kişinin zihinsel aktivitelerinde yetersizlik, yavaşlık, dalgınlık ve unutkanlıklar görülür. Eskiden kolayca yapılan görevler kişiye zor gelir, işlerin bitirilmesi zorlaşır. Dikkat süresi ve kalitesi düşer.

Tükenmişlik Sendromunun Bedensel Belirtileri

Kas ağrıları, bedende ağrı ve rahatsızlık hisleri, soluksuz kalma hissi,  uyku bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik.

Tükenmişlik Sendromunun Davranışsal Belirtileri

Aşırı hareketlilik, yerinde duramama hali. Kişinin içinde bulunduğu olumsuz duygu durum sebebiyle hareketlerindeki aşırı hareketlilikle birlikte ürettiği işin kalitesi ve performansın verimliliği düşer.

Dikkat düzeyinde belirgin bir düşüş yaşanır ve bu düşüşe bağlı olarak da iş hataları artar. Bu nedenle, kişi hem gerçekten iş performansında büyük bir kayıp yaşar, hem de bunu fark ettiğine “Ben başarısızım” inancının doğrulanmış olması sebebiyle kendisini başarısız, değersiz ve suçlu hisseder.

İş yerindeki ve sosyal ilişkilerindeki performans hızlı, hareketli ve yüzeysel bir durumda olduğu için insanlar tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerle vakit geçirmek istemezler. Sendromun özelliği olarak, kişi de sosyal çevreyle vakit geçirmekten hoşlanmaz ve kendi içine kapanır, kendisini sosyalleşmeye kapatır.

Tükenmişlik Sendromu ve Kişiler Arası İlişkiler

Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler, olumsuz düşünce ve yorumlarına bağlı olarak diğer insanlarla ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşarlar. Olumsuz duygular ve beklentiler sebebiyle çoğu durumda diğer insanlarla iletişim kurulamadığı gibi, bir yandan da yüzeysel diyaloglar sebebiyle kişi kendisini yalnız hisseder. Diyalog kurmakta zorlanan kişi, duygusuz, mekanik ve karşısındaki kişilerle empati yapmaksızın ilişki kurmaya çalışır haldeyken, bu hal nedeniyle diğer insanlar kişiden uzaklaşmaya başlar.

Yüzeysel ilişkiler, kişinin derdini anlatmaması ve çözüm için doğru yolu bulamaması, ilişkilerde gergin tavırlar, öfkeli, kızgın ve zaman zaman şüphe hisleri sebebiyle kişi diğer insanlardan belirgin bir biçimde uzaklaşır, yalnız kalır. Yalnızlık hali zamanla kalıcı hale gelir.

Tükenmişlik Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

Tükenmişlik sendromu tedavisi için öncelikle kişinin durmayı öğrenmesi gerekmektedir. Amaçların, hedeflerin ve ulaşılabilirliği olan noktaların bir sınırı olduğunu bilmeli, tek başına başarabileceklerinin sınırsız ve sonsuz olmadığı kabul edilmelidir.

Tükenmişlik sendromu kişiyi hızlandırırken, uzmanlara göre tedavisinde ise daha yavaş, daha anlamlı ve mantıklı hareket etmek doğru olan yoldur.

Daha doğru ve ulaşılması mümkün olan hedefler seçilmesi ve bu hedeflere doğru daha yavaş bir hızla ilerlenerek gidilmesi kişinin tükenmişlik sendromunun tedavisi için kendi payına düşen sorumluluklar arasında yer alır.

Tükenmişlik sendromunu ortaya çıkaran ve aslen kişinin kendi sorumluluğunda olan kısımları fark ederek bu kısımlarla ilgili davranışlarını değiştirmesi çok önemlidir. Söz gelimi, kişi sürekli olarak kendisine zor hedefler koyuyor ve bu hedeflere ulaşmaya çabalarken sendromun içine giriyorsa, bu kısır döngünün farkına varabilmelidir.

Tükenmişlik sendromunun kısır döngüsünde zorlama ve zorlanma vardır. Kişi, yaşadığı zorlukların ve sonucunda karşılaştığı sendromu kendi yaratmasına rağmen bir suçlu arayabilir. Kendisine durumla ilgili suçlu ya da suçlular aramak yerine kısır döngünün farkına varması, tükenmişlik sendromundan kurtulmak adına atılacak en önemli adımlardan birisidir.

Kısır döngü dışında tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerin yaşamlarında göze çarpan bir diğer önemli nokta da, özel yaşamla iş hayatı arasındaki dengenin bozulmuş olmasıdır. Bozulan dengede ağırlık iş hayatına kaymış durumdadır. Kişinin bir özel yaşamı ya da aile hayat yok gibidir. Tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerin çok büyük bir bölümü hayatı çalışmak için yaşıyor gibiyken, tükenmişlik sendromunun psikologlara göre tedavisinde durum tersine çevrilmeli ve yaşamak için çalışmak hedef haline getirilmelidir.

Tükenmişlik sendromu, hızlanmış olan dünyamızda biz insanların biraz olsun yavaşlamamızın bizler için daha faydalı olacağını bir kez daha hatırlatan bir problem. Çok aygın, çok sık yaşanan ve çok sayıda insanımızın canını yakan bu sendrom aslında yenilmesi mümkün olan bir durum. Yeter ki sendromu yaratan ve sürdüren alışkanlıklar yerini daha doğru, daha dengeli davranışlara bıraksın.

Sosyal Fobi Nedenleri ve Tedavisi

Sosyal anksiyete belli ölçülerde hepimizde olabilen bir kaygı türüdür. Sonuçta bizler söz söyleme ya a fikir beyan etme konusunda yüreklendirilen bir toplum değiliz. Konuşmak istediğimizde bazen susmak durumunda kalan, bazense “ayıp olur” diye susturulan, çocukluktan yetişkinlik yıllarına böylece büyüyen insanlarız. Bu arada kendi toplumumuza haksızlık etmeyelim çünkü sosyal fobi sadece bizim toplumumuzda görülen bir problem değil, insana çocukluktan yetişkinliğe daha fazla söz hakkı tanınan Avrupa ve ABD toplumlarında da çok yaygın ve sık görülüyor. Bu nedenle de sosyal anksiyete bozukluğunun kültürel bir olgu olmadığı çok açıktır.

Sosyal fobi, sıradan bir sosyal endişeden farklı olarak kişinin sistematik olarak kaçınma davranışları göstermesine neden oluyor. Diğer insanların yanındayken bir konuşma yaparken heyecanlanmakla sosyal fobisi olan bir kişinin diğer insanların yanında iken konuşma yaparken yaşayacaklarını düşünerek kendince geliştirdiği yollar, iki durum arasındaki farkı da net bir biçimde gösterir. Eğer bir konuda heyecanınız varsa, o durumla karşılaşır ve heyecanınızla yüzleşisiniz. Sosyal fobi ise, o durumla karşılaşmanıza izin vermez. Sanki ucunda ölüm varmışçasına sizi o durumdan sürekli olarak ve sistematik şekilde uzak tutar. Siz o durumla karşılaşmaktan uzak durdukça da durum sizin algınızda daha da tehlikeli, ve daha da korkunç bir hal alır.

Sosyal Fobi Nedenleri

Sosyal fobi bir tek nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz. Çoğu psikolojik sorunda olduğu gibi, sosyal fobide de kesin bir neden ortaya konulamamaktadır. Sosyal fobinin gelişmesinde aşağıdaki nedenlerin etkili olabileceği ifade edilmektedir.
Kalıtım: Ailesinde sosyal fobisi bulunan insanlarda sosyal fobi görülme olasılığının daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Bu konuda daha detaylı araştırmalar yapılarak uzun süreli incelemelerle bu bulgunun daha netleştirilmesi gerekmektedir.
Biyoloji: Sosyal fobisi olan insanların beyin yapısında farklılık olduğu düşünülmektedir. Beyin merkezindeki organların aktivitelerinde farklılık olduğu ileri sürülmektedir.
Sosyal Öğrenme: Sosyal fobinin küçük yaşlarda gözlemlenerek öğrenildiği ileri sürülmektedir. Buna göre, kişi çok küçük yaşlarda kendisini büyüten anne babasının ya da ablasının sosyal fobik davranışlarını görerek öğrenir ve model alır.

Sosyal Fobi Belirtileri Nelerdir?

Sosyal fobinin başlıklar altında ele alabileceğimiz belirtileri bulunur. Bu belirtileri şu şekilde listeleyebiliriz:

Sosyal Fobinin Bedensel Belirtileri

Kalp çarpıntısı,

Yüz kızarması,

Mide bulantısı ve bazen kusma,

Karın ağrısı ve midede rahatsızlık hisleri,

Soluk almada güçlük,

Ağız kuruluğu,

Titreme ve Terleme.

Sosyal Fobinin Duygusal ve Bilişsel Belirtileri

Yetersizim,

İnsanlar benim hatalarımı görüyor,

İnsanlar gerçek beni gördüklerinde asla sevmezler,

Herkes beni güçlü ve güzel görmeli,

İnsanların yanında hata yapmamalıyım,

Hata yaparsam acımasızca eleştirilirim, yargılanırım ve reddedilirim.

Sosyal fobisi olan kişiler yukarıda yer verdiğimiz bedensel, duygusal ve bilişsel belirtileri gösterirler. Bunlar sonucunda, bunlardan kaynaklanacak şekilde ve bunların tümünü de etkileyen belli davranışlar gösterirler. Bu davranışların tümünde belirgin bir “Kaçınma” özelliği bulunur.

Sosyal fobi davranışları güçlü, girişken ve insanı bulunduğu mevcut durumdan daha iyi bir yere ve de konuma getirebilecek davranışlar değil, tam tersine mevcut durumdan daha kötüye, daha geri bir konuma götüren davranışlardır.

Sosyal fobi davranışları gösteren kişiler diğer insanların yanında herhangi bir eylemi yapmakta zorlanırlar. Akla gelebilecek her şey zor gelir çünkü sosyal fobisi olan kişiler diğer insanlar tarafından yadırganmaktan çok korkarlar.

Sosyal Fobi Tedavisi ve Sosyal Fobiden Kurtulmak

Süreklilik gösteren bir psikolojik sorun olan sosyal fobinin tedavisinde farmakoterapi (ilaç tedavisi) ve psikoterapi yararlı olmaktadır. Farmakoterapi ile birlikte psikoterapi verilmesinin daha yararlı olacağını bildiren araştırmalar da bulunmaktadır. Psikoterapiler arasında BDT yani bilişsel davranışçı terapi sosyal fobide etkili olarak gösterilmiştir.

Sosyal fobiden kurtulmak için başka neler yapılabilir?

Düzenli olarak egzersiz ya da spor yapmak,

Günlük tutmak ve bu günlükte, karşılaşılan durumlarda neler hissettiğini, neler düşündüğünü yazmak,

Sevilen ve yanında iyi hissedilen kişilerle daha sık görüşmek,

Sosyal fobinin kaçınma davranışlarını ön plana çıkarmasına karşılık olarak bu kaçınma davranışları yerine daha güçlü olan meydan okuma ve üstüne gitme davranışlarını gerçekleştirme,

Kaçınılan durumlara aşamalı olarak girmek.

Yukarıda ele almış olduğumuz ip uçları, sosyal fobi tedavisinde kişinin kendi kendine yapabileceği faydalı davranışlardan bir kaç tanesidir. Eğer sosyal fobi ile etkili olarak mücadele etmek istiyorsanız mutlaka bir uzman yardımı (Bir psikiyatrist doktor veya psikolog) almanızı tavsiye ediyoruz. Sosyal fobiyi tanıyan bir uzmanın size yardımcı olması, problemi daha kolay aşmanıza yardımcı olacaktır.