Buhar makineleri, Hava nemlendiricilerin Faydaları

Hava nemlendiriciler ile üst solunum yolu sorunlarınızın çoğundan kurtulabilirsiniz.

Özellikle çocuk ve bebekler için, kış aylarında kalorifer soba gibi ısıtıcıların havadaki nemi kurutmasından dolayı ortamın nemini 45 – 55 yüzdelerine çıkartarak daha kaliteli nefes almalarını sağlamaktadır.

Buhar makineleri, özel olarak üretilen ürünlerdir. Çok kullanışlı ve değişik amaçlarda da kullanılabilen ürünlerdir.

Hava nemlendiricilerin faydaları;

  • Ortamda uçuşan toz, bakteri vb. kötü şeyleri içerisindeki sıvıya hapseder.
  • Havadaki bakteri ve virüsleri etkisiz hale getirir.
  • Havadaki zararlı gazları en aza indirir.
  • İstenirse çeşitli kokular eklenerek, yaşadığınız ortamın daha ferah bir ortam sağlanabilir.
  • Sinek ve haşere türevi canlıları uzak tutacak solüsyonlar ekleyerek keyifli günler geçirin.
  • Sigara içilen ortamlarda bulunması gerekir, sigaranın kokusu ve dumanına karşı savaşır.
  • Ortamdaki kötü kokuları, yemek kokularını kaybeder.
  • Havayı nemlendirir ve ortamdaki nem dengesini sabit düzeyde tutar.
  • Az enerji harcar, masrafsızdır.
  • Sessiz çalışırlar.
  • Genelde şeffaf olurlar, suyu kirlenince anlaşılmaktadır.
  • Buhar makinesinin faydalılığı ispat edilmiştir.

Buhar tıkanıklıklarına iyi gelir, cildi ferahlatır gözenekleri açar ve sivilce oluşumunu en az indirir. Soğuk buhar üretmektedirler.

Sigara Bağımlılığı Hakkında Bilinmesi Gereken Herşey

Sigara bağımlısı olmak için yüzlerce sebep sayılabilir. İlgi ve sevgi eksikliği, şefkat noksanlığı, taklit, başkalarına özenme, stres, sıkıntı, merak ve kötü alışkanlıklara sahip arkadaşlar sigara bağımlısı olmanızda sizi olumsuz yönde etkileyecektir. Bağımlılık nedir? Bağımlılık; insanın, bedenine zarar veren fakat hoşlandığı bazı şeyleri yapmadan duramamasıdır.  Sigarada 4200’den fazla zehirli madde bulunmaktadır ve bu bağımlılığı etkileyen faktörlerden de bir tanesidir.

Sigarada Bulunan Zehirli Maddelerden Bazıları;

  • Arsenik (fare zehri)
  • Aseton (boya sökücü)
  • Hidrojen siyanür (zehirli gaz)
  • Amonyak
  • Nikotin (haşere öldürücü)
  • Toluidin (kanser etkeni madde)
  • Metil-alkol
  • Üretan (kanser yapıcı madde)
  • Karbon monoksik (zehirli gaz)
  • Karbon dioksit (boğucu gaz)
  • Piren (kanser yapıcı madde)
  • Fenol (zehirli madde)
  • Bütan (çakmak gazı)
  • DDT (haşerat öldürücü)
  • Kadmyum (zehirli element)
  • Polonyum 210 (kanser yapıcı madde)

Sigarada 120’den fazla kanser yapıcı madde bulunmaktadır. Sigaradaki zararlı içerikler, beynin çalışmasını yavaşlatır, beyin faaliyetlerinin verimsiz olmasına sebebiyet verir, hafızayı zayıflatır, vitaminleri olumsuz yönde etkiler, kansere sebep olur, damarların tıkanmasına sebep olur, vücudun ihtiyacı olan oksijenin sağlanmasını zorlaştırır, kas ve kemik erimesine, felçlere ve ani ölümlere sebep olur.

Beyin ve gırtlak kanserlerinin %99’u akciğer kanserlerinin ve damar tıkanıklıklarının %90’ı erken ve ölü doğumların %80’i sigara yüzündendir. Sigara tiryakisi anne ve babaların çocuklarının özürlü doğma ihtimali %65’dir.

Doğacak çocuğunuza önem veriyorsanız sigarayı içmeyin! Beyin kanamalarının da büyük bir oranı sigaradan olmaktadır.

Ağız ve Diş Sağlığı

Ağız ve diş sağlığı önemli bir parçasıdır. Ağız ve diş sağlığının kötü olmasının en belirgin belirtisi hoş olmayan ağız kokusudur. Normal insanların ağzıları genellikle kokmaz. Birçok insan sabahları kalktıkları zaman ağızları hoş kokmaz. Çünkü bütün gece tükürük sistemi durmaktadır ve dil hareket etmemektedir. Bu yüzden tükürük hücreleri kendini yenileyemez. Bakteriler, ağzımızda dişlerimizin arasında kalan besin artıklarını daha rahat parçalar. Bütün bunların sonucu olarak uyandığımızda ağzımızda kesif bir koku meydana gelir. Bundan dolayı her yemekten sonra ve özellikle gece yatmadan önce dişlerde kalan besinler misvak ya da diş fırçası ile temizlenmelidir.

Dişler düzenli olarak fırçalanmazsa veya temizlenmezse, bakteriler diş üzerinde bir tabaka oluştururlar. Bu tabaka dişlerin hızlı bir şekilde çürümesine yol açan yapışkan bir mikrop tabakası ve mikrop kaynağıdır. Diş eti iltihaplarının sebebi de burdur. Dişlerin temiz kalmasında fırçalamanın doğruluğu çok önemlidir. Doğru fırçalamada fırça hareketi, dişlerin enine değil dikine hareket ettirilmesiyle olur. Fırça, aşağı ve yukarı hareket ettirilerek dişler fırçalanmalıdır.

Diş macununu fazla kullanmamalıyız ve macunu köpürttükten sonra dişlerimize sürmeliyiz. Dişler arasında kalan diş macunu dişlerin çürümesine yol açmaktadır. Bu yüzden dişimizi fırçalamayı aceleye getirmeden temiz ve yavaş bir şekilde yapmalıyız. Dişler fırçalandıktan sonra yada diş ipi, kürdan vs kullanıldıktan sonra ağzımızı bol su ile çalkalamalıyız.

Sadece diş fırçalamak dişler arasında kalan besin artıklarının temizlenmesi için yeterli değildir. Bu yüzden ayrıca diş ipi veya kürdan kullanılmalı ve dişler arasında varsa besin artıkları temizlenmelidir.

Ağız kokusunun başlıca sebepleri şunlardır;

  • dişler veya diş protezleri arasında kalan besin artıklarının bakteriler tarafından parçalanması,
  • soğan, sarımsak gibi yiyeceklerin çiğ olarak tüketilmesi,
  • diş çürükleri,
  • ağız yarası,
  • diş eti iltihabı,
  • bademcik iltihabı,
  • ağız, burun, boğaz tümörleri
  • böbrek yetmezliği,
  • akut romatizma,
  • kronik ülser,
  • akciğer hastalıkları,
  • şeker hastalığı,
  • siroz,
  • iç kanama,
  • hazımsızlık,
  • kullanılan bazı ilaçlar,
  • sigara tiryakiliği ve alkol bağımlılığı.

Ağız kokusunun çözümü; sebeplerinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu da ağız kokusunun sebebi olan hastalığın veya rahatsızlığın tedavisidir. Diş çürüğünün tedavisi kanal tedavisi ve diş dolgusudur. Bunun için belirli periyotlarda diş hekimine gitmeli ve gerekli kontrolleri yaptırmalısınız. Eğer bir çürük var ise hemen dolu yaptırmalısınız. Diş kesinlikle ihmale gelmez. Çürük bir diş mikrop kaynağıdır ve başka hastalıklara ve rahatsızlıklara sebep olacaktır.

:)

Ağız kokularını geçici olarak gidermek tabi ki de mümkündür. Bunun için nane şekerleri, koku giderici tabletler, karanfil kullanabilirsiniz fakat size hiç bir zaman kesin çözüm olmayacaklardır. Kesin çözüm için derhal bir hekime başvurmalısınız. Siz siz olun, ağız ve diş sağlığınızı hiç bir zaman ihmal etmeyin. Dişlerinizin kıymetini yaşlandığınız zaman anlayacaksınız 

Çoklu Kişilik Bozukluğu nedir?

Kişinin kendini farklı dünyalarda bulması ve bu dünyalara göre hareket etmesi işlemine, bir bakıma bu isim konulabilir. Çoklu kişilik bozukluğu, bireyin farklı karakterler arası geçiş yapması ve kendini tanıyamaması ile tanımlanıyor günümüzde. Psikoloji biliminin de bizzat ele almış olduğu bu bilim, ihtisas alanında da ciddi karmaşalara sebebiyet veriyor. Çok farklı tanımlar yaratan psikoloji insanları, bu karmaşanın tamamen bir tedavi ile çözülebileceğini düşünür iken, aralarında belirli psikologlar bu olayın daha farklı esaslara dayandığı konusunda farklı tezler sunuyor. Kişilik bozulmasıdır bir bakıma, çoklu kişilik karmaşası.

Kişilik Bozulması ve Çoklu Kişilik Bozukluğu

Kişinin farklı karakterler arası geçiş yapma işlemine bu isim verilir iken, bir bakıma kişinin iç dünyası da inceleniyor. Hiperaktivite ve dikkat eksikliği ile teşhis edilmeye başlanan bu hastalık, ciddi bir gözetim ve sunum gerektiriyor. Çözümü için oldukça farklı teknikler yapılıyor ve bu teknikler daha da etkili bir şekilde büyütülebiliyor. Ruh hastalıkları uzmanlarının da bu konuda ciddi temasları ve başlıkları oluyor anlatmak için, pek çok hasta yakınına. Kişisel sorunların baş göstermesinden tutun da, bireyin beklenmedik hareketler yapması ve adeta manik bir tavır takınması ile başlayan bu hastalığın en temel belirtileri, çoğu zaman bireyin kendini tanıyamamasıdır.

Çözüm İçin Ne Yapmalı?

Ruh ve sinir hastalıkları uzmanlarına göre, kişisel bir dürtü olarak ele alınan bu hastalığın çözümü için, belirli seanslar ve periyotlar ile birey analizi yapılması gerekiyor. Yapılması gereken en doğru şey bir an önce en yakın psikolog yahut hastanelerin bu alanındaki polikliniklerine baş vurmaktır.

Bebek Aşıları İle İlgili Bilmeniz Gerekenler

Aşının amacı bebeği hastalıktan korumaktır. Bu nedenle aşılama sağlam veya risk altında olanlara yapılır. Hastalıktan sonra yapılan aşının iyileştirme etkisi olmamaktadır. Çünkü aşının görevi hastalığı önlemektir.

AŞININ ÖNEMİ

Bebekler bizlerin en değerli varlıklarıdır. Onları sakat bırakacak ya da ölümcül olan hastalıklardan korumakla ve sağlıklı bir hayat sunmakla yükümlüyüz. Bunun için en güvenli yol elbette aşıdır. Bebeklerin korunması doğumla başlamaz. Daha anne karnında iken yapılması gereken aşıları vardır. Aşı takvimine bakarak bu süreç iyi takip edilmelidir.

Bebeklik döneminde en çok, verem, tetanos, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, hepatit A, hepatit B, difteri, boğmaca, menenjit, kabakulak, su çiçeği gibi hastalıklar görülür. Bunlar ölümcül ve sakat bırakma riski olan hastalıklardır. Bebeği bu riskten kurtarmak için yaşamının ilk aylarından itibaren aşı yapılması gerekir.

AŞILARIN UYGULANMA ZAMANLARI

Bebeğe doğar doğmaz yapılan ilk aşı hepatit B aşısıdır. Hepatit B aşısının farklı formları vardır. İlk dozu doğar doğmaz yapılıyor ve ikinci dozu birinci ayının içinde tekrarlanıyor. Üçüncü dozu ise bundan beş ay sonra yapılıyor. Yani bebek 6 aylık iken hepatit B aşıları tamamlanmış oluyor.

  • BCG (Verem Aşısı) bebeğin 2. ayını doldurmasıyla yapılan aşıdır.
  • Kızamık aşısı 9. ayda yapılır ve 12. aydan sonra tekrarlanmalıdır.
  • Kabakulak, kızamık ve kızamıkçık aşıları 15. ayda ve 6 yaşta yapılmalıdır.
  • Suçiçeği aşısı 12. aydan sonra yapılmalıdır.
  • Hepatit A aşısı ikinci yaştan sonra altı ayda bir yapılmalıdır.