Köpek Fobisi Nedir Nasıl Geçer ?

Köpek Korkusu Nedir ? Köpek korkusu, psikolojik sorunlardan bir tanesidir. Normal yaşantıda köpeklerden korkmak doğaldır fakat bu korku günlük yaşamda size takıntı şeklinde üzerinize baskı yapıyor ve yaşantınızı önemli ölçüde etkiliyorsa fobik bozuklardan bir tanesi olarak belirlenmektedir. Evden dışarı çıkamıyor veya gideceğiniz yerde herhangi bir köpek varlığı var mı yok mu şeklinde sürekli düşünüyorsanız bu durum fobi olarak adlandırılır ve bir an önce uzman kişilere danışarak tedavi olmanız gerekmektedir.

Köpek Korkusunun Nedenleri

Köpeklerden korkmanızın bir çok farklı nedeni olabilir, bu durum köpek korkusuna değil, fobilere özel bir durumdur. Küçüklüğünüzde köpeklerle yaşamış olduğunuz kötü bir anı, bilinç altınıza işleyerek ileriki yaşantılarınızda sürekli yaşamış olduğunuz korkuyu hatırlatır ve bilinçaltını tetikleyerek aklınızda her zaman soru işareti olmasına neden olur.

Köpek korkusu nasıl yenilir, nasıl geçer ?

Köpek korkusunun boyutu, eğer sadece köpeklerden korkmak gibi doğal bir durum ise kendiliğinden bu durum ortadan kaybolabilir ve ciddi bir problem oluşturmaz. Fakat köpek fobisi ciddi anlamda hayatınızı etkiliyor ise, sizin köpeklere yaklaşmadıkça onların size herhangi bir zarar vermeyeceğini veya onlarla iletişim kurabileceğinizi düşünebilir, kendinizi ikna edebilirsiniz.

Zaman içerisinde köpeklere karşı biraz daha yaklaşarak, onlarla vakit geçirerek ne kadar masum olduklarını gördüğünüzde bu fobinizden vazgeçebilirsiniz. Tabiki bir psikiyatriden destek almanız, uzman kişiler eşliğinde bu duruma bir çözüm yolu üretmeniz sizin için bu süreci atlatmanızda oldukça yarar gösterebilir.

Unutkanlık Neden Olur Nasıl Geçer ?

Gün geçtikte teknoloji hayatımıza daha çok giriyor ve her geçen gün cep telefonu, İnternet, e-posta, sosyal medya kullanımı artıyor ve trafik, iş, şehir yoğunluyla birlikte dengesiz beslenme en sonunda kişiyi yoruyor ve unutkanlığa neden oluyor.

Unutkanlık, bir çok kişi tarafından eğer hayatı ciddi derecede etkilemiyorsa oldukça normal karşılanıyor. Günün yorgunluğundan veya iş hayatımızdaki değişikliklerden dolayı stres, bize bazı şeyleri unutmamızı veya hatırlamamızı zorlaştırabiliyor.

Peki Unutkanlık Neden Olur ?

İnsan beyni, en karmaşık bilgisayarlardan bile daha gelişmiş bir şekilde yaratılmıştır. Sürekli olarak değişen ve eklenen tüm bilgileri denetleyebilir ve kayıt altına alabilir. Günlük yaşantılarımız, arkadaşlarımızla ilişkilerimiz sürekli olarak beyinde kayıt edilmektedir. Unutkanlık, beynin çok fazla yorulmasına, hayatımız için çok önemli şeylerin daha öncelikli olmasına, ruhsal yapıdaki bozuklardan ve bir işe yeteri kadar konsantre olamamamızdan kaynaklanabilir.

Unutkanlık Nasıl Geçer ?

  • Stres, zihinsel yorgunluk, depresyon gibi faktörler unutkanlığa neden olabilir.
  • Radyasyon, zirai ilaçlamalar, dengesiz düzensiz beslenmeler, hareketsizlik, besinlerin yapaylığı ve beyin egzersizlerinin bitme noktasına gelmesi.

Tiner Bağımlılığının Sağlığımıza Etkileri

Ergenlik döneminde başlayan iç çatışmalar gençleri kötü yollara sevketmektedir. Ailesel, bireysel ve sosyal faktörler kötü alışkanlıklar edinmek konusunda yeterli sebeplerdir. Kendi kendilerine zaten bir çatışma halinde olan ergenler bir de aile içi sorun ya da arkadaş çevresinde olumsuzluklara maruz kalıyorsa maddelere yönelmeye eğilimli olurlar. Yaşadıklarından kurtulma isteği, unutma arzusu, hatırlamama isteği sonucunda vücudu ve beyni uyuşturacak maddelere yönelmektedirler. Ergenlik döneminde alışkanlık haline gelen davranışlardan sonrasında kurtulmak isteyip kurtulamayan çok gencimiz var. Yıllar süren tedaviler sonucunda hem aileler hem gençler oldukça yıpranıyorlar. Aileler büyük hassasiyet göstererek çocuklarına her konuda destek olmalı ve kötü alışkanlar edinilmesine ortam hazırlamamalıdır. Olabildiğince ergenlik öncesi sosyal yaşantıları ve alışkanlıkları belirli düzeye getirilmelidir. Ergenlik dönemi başladığında çocuğa hissettirmeden kontrolü devam ettirmelisiniz. Ancak bunu çocuğunuza farkettirmemeye özen gösterin. Aksi halde güvenmediğiniz hissine kapılarak yasak olan şeylere yönelmesi kolaylaşır.

Ergenlikte maddeye yönelmenin çeşitli sebeplerinden bahsettik. Peki bu maddeler neler bir göz atalım.

Sigara ve alkol bunların başında gelmektedir. Çocuğun yaşadığı bölgeye göre kullanılan maddeler değişiklik gösterir. Esrar, kokain, eroin, ecstasy bunların devamıdır. Bulunabilirlik açısından değerlendirdiğimizde bally ve tiner başta gelir. Kullanılan uyuşturucu maddeleri vücuda çeşitli zararlar verir. Örneğin esrar, solunum ve kalp problemlerine, hafıza sorunlarına neden olur. Eroin, kabızlığa ve kilo kaybına neden olur.

Madde kullanımı aşırı dozda her zaman ölümle sonuçlanır. 

Tiner kolay bulunur ve haz verir. Tercih edilme sebepleri çatışma yaşayan ergenler için klasiktir. Tiner kullanımı duyu ve bilinç kaybına neden olur. Merkezi sinir sisteminde sorunlara yol açar ve akciğer spazmına neden olur. Yüksek dozda alındığında tiner akciğerdeki oksijen ile yer değiştirerek kişinin boğularak ölmesine neden olabilir.

Deja vu nedir, nasıl olur?

İnsanın daha önce yaşamadığı bir olayı yaşamış hissine kapılması durumuna deja vu denilmektedir. Deja vu hemen her insanın yaşayabileceği bir durumdur. Bilimsel olarak deja vu 3 şekilde gerçekleşebilir. Birincisi dejasenti olarak adlandırılır ve daha önce yaşanmayan bir hissin anımsanması söz konusudur. Yani daha önce tecrübe edilmemiş bir durumun tekrar etmesi diyebiliriz. Dejavizite dediğimiz hadise de daha önce gidilmemiş bir yere gidilmiş hissine kapılma halidir. insanlarda en çok dejasenti rahatsızlığı görülür. Bu durum insanları rahatsız edecek boyuta ulaşırsa yani sürekli olarak deja vu yaşarlarsa bir hastalık olabilir mi endişesine kapılabilmekteler.

Deja vu doğa üstü bir olay değildir. Yani reankarnasyon gibi boyutlara taşınmamalıdır. Deja vu beyinle alakalı bir rahatsızlıktır. Nasıl oluştuğunu detaylı bir şekilde açıklayalım.

Neden Deja Vu oluruz?

Deja vu beyindeki mekanizmaların zamansal farklılaşmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Bazı insanlar deja vu yaşadıklarında doğa üstü bir güce sahip olduklarına ya da geçmişten, gelecekten haberler aldıklarına inanırlar ama böyle bir durum söz konusu olamaz.

Beyindeki hafıza sistemlerinin zamansal uyumsuzluğu deja vu yaşanmasına neden olur. Günlük hayatta yaşanılan olaylar beyinde kısa süreli belleğe giriş yapar. Daha sonra bu olaylar yani görülen yerler, yaşanılan haller kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş yapar. Bu işlem esnasında ortaya çıkan yolak problemi deja vu hadisesini oluşturur. Normalde beyine giden bilgiler kısa süreli bellekte bir süre tutulurlar. Deja vu oluşmasında bilgiler kısa süreli bellekte tutulmayıp uzun süreli bellekten gelince yolak problemi oluşur. İşte deja vu hissinin oluşması tamamen bundan ibarettir.

Öfke Kontrolü Nedir? Nasıl Yapılır

Öfkenin, kişinin normal seyrinde yaşamını sürdürürken haz aldığı şeylerin yada rahatının bozulmasını sağlayan şeylerin ortaya çıkmasıyla oluşur. Sizi rahatsız eden şeylerin üzerine gidilirse, bu rahatsızlığı oluşturan kişi tarafından süreklilik haline getirilir yada şiddeti arttırılır ise öfkelenmeniz kaçınılmazdır. Haklarınız elinizden alınıyorsa yada size haksız yere kızıyorlar ise, istemediğiniz ve hoşunuza gitmeyen davranışları yapmamalarını söylediğiniz halde yapmaya devam ediyorlar ise öfkenize yeni düşebilirsiniz.

Öfke, kontrol edilebilir bir duygudur. İçerisinde agresyon bulundurur. Öfkelenen kişi, öfke duygusunu ya kendisine zarar vererek ya karşısındakine zarar vererek yada herhangi bir nesneye şiddet uygulayarak gösterebilir. Öfkemizi her zaman için belli bir seviyede tutabilmek, karşımızdakinin bunu anlaması ve buna göre davranması mümkündür.

Öfke nasıl kontrol edilir?

Öfkeyi kontrol edebilmek için bulunan 5 duyuyu teker teker kontrol edilebilmesi gerekiyor. Bunlar; kişinin duyguları, davranışları, düşünceleri, fiziksel değişiklikleri ve iletişimini barındırır. Kişinin stresi artınca öfke kontrolü seviyesi de artmaktadır, kontrol altına alabilmek bir o kadar güç hale gelmektedir. Stresini kontrol altına alabilen kişiler öfkelerini de kontrol altına rahatlıkla alabilir. Öfkeyi azaltmak yada durdurmak için öncelikle stres düzeyini en aza indirmeniz gerekiyor.

Düşünceler bizim herhangi bir şekilde öfkelenmemizi sağlayan düşüncelerle yüzleşmek, bunları tanımak ve tanımlamak öfkemizle yüzleşebilmek için ilk basamağımızdır. Öfkemizin sebebini ve tanısını bilmeden hiçbir şeyi azaltamaz, kendimize faydalı olamayız. Her şeyden önce sakin kafayla durup düşünmek ve içinde bulunduğunuz kötü durumdan stresten kurtulmanız gerekiyor.

Deprem Korkusu Nasıl Tedavi Edilir?

Deprem Korkusu Nasıl Tedavi Edilir?

Psikolojik olarak bir deprem yaşanmış ise, insanların bu konuda kendilerine bir fobi yaratması kaçınılmazdır. Psikolojik anlamda bireyin kendi çatışmalarına farklı bir yaklaşım sunan bu korku, insanların kendilerini çaresiz hissetmelerine sebep olmaktadır. Bu korkuyu kişi bireysel olarak yenemese de, bu anlamda destek alabilir. Bunun için, öncelikle korkunun nedenini ve temel sebeplerinin altını aramak, bu konuda farklı girişimlerde bulunmak gereklidir. Bireyin beyninde yer alan bilinç altı düşüncesi, deprem korkusunu sürekli tetikleyebilmektedir. Bu yüzden, psikoterapist desteği ile bu korku birkaç seans içinde bilinç aracılığı ile aşılabilmektedir. Günümüzde pek çok farklı alanda ilerleme kaydeden psikoloji bilimi, bireyin beyin ve bilinç altında yaratmış olduğu fobileri ve yaşanmışlık sonucu oluşan korkuların sonuçlarını bulma anlamında ciddi yatırımlar yapmaktadır.

Deprem Korkusu Nasıl Oluşur?

Bu korkunun en basit anlatımı, bireyin habersiz bir şekilde depreme yakalanmış olmasıdır. Habersiz olarak yapılan tanımlar, genellikle hazırlıksız olarak kullanıldığı için birey kendini bir nevi şok etkisinde hissetmektedir. Ayaklarının altında hareket eden zemin, bireyin dengesini ve bilinç altı düşüncelerini sarsmakta, fobi ile birlikte bir korku baş göstermektedir. Deprem ardı geçen süreçte zeminin hala hareket ettiğini düşünen birey, gerekli psikoterapi desteğe ile bu sorunu rahatlıkla aşabilmektedir.

Gelişim İçin Hazırlık!

Deprem konusu, ülkemizde önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden bu alanda yapılan bilinç çalışmalarına katılabilir, deprem hazırlıkları konusunda daha da ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Günümüzde pek çok alanda sunulan bu bilgilere ulaşmanız, sizleri bir nebze de olsa depreme hazırlayacak, korkunuzun oluşmasında engel teşkil edecektir.

Özgüven Nasıl Yükseltilir?

Hayatın pek çok evresinde sokaklarda oynamaya alışan çocuklar, zamanla topluma karışıyor ve bu alanda kendisini yalnız hissediyor. Boşluğa düşmüşçesine farklı bir anlam arayışına giren insanların birçok ayrı alanda da kendini yenik saydığı, yadsınamaz bir gerçektir. Bu alanda öz güven eksikliği oluşur ve kişisel çatışmalar yavaş yavaş baş göstermeye devam eder. Ruhsal durgunluk ile kendini ön plana atan insanların bu konudaki yetersiz düşünceleri, öz güven konusunda farklı arayışlara sebep olmaktadır.

Kişide Neden Özgüven Düşer?

Kişi toplum içinde pasif bir rol oynuyor ise, toplum normları dışında daha estetiksel bir yapı isteyebilir. Toplumu dışlayan bir birey düşünün ki insanlar ile zerre bir ilgisi yok. Bu tarz bir insanın ne denli çalışmalar yapacağı önceden kestirilemese de, zamanla rayına oturacak olan belirli çalışmaların olacağı söylenebilir. Özgüven düşmesi, kimi zaman bir toplantı içinde rezil olma yahut bu korkuyu yaşama ile olabilir iken, kimi zaman tahminen yürütülen korku düşüncesi ile oluşan fobiler ile oluşabilir. Bunu önlemenin temel yollarından birisi, topluma karışmak ve bireyin kendisini tanımasıdır.

Özgüven Nasıl Yükselir?

Kitaplar ile aranızı iyi tutar iseniz, zamanla daha da farklı bir yapıya sahip olabilirsiniz. Kitapları anlamaya başlayarak, insanları da anlamaya başlayabilirsiniz. Bu sayede toplumun ne denli basit bir yapıda hareket ettiğini görebilir ve öz güven konusunda daha da cesaretli çalışmalar yapabilirsiniz. Yenilik, artık sizinle olacak.

Çoklu Kişilik Bozukluğu nedir?

Kişinin kendini farklı dünyalarda bulması ve bu dünyalara göre hareket etmesi işlemine, bir bakıma bu isim konulabilir. Çoklu kişilik bozukluğu, bireyin farklı karakterler arası geçiş yapması ve kendini tanıyamaması ile tanımlanıyor günümüzde. Psikoloji biliminin de bizzat ele almış olduğu bu bilim, ihtisas alanında da ciddi karmaşalara sebebiyet veriyor. Çok farklı tanımlar yaratan psikoloji insanları, bu karmaşanın tamamen bir tedavi ile çözülebileceğini düşünür iken, aralarında belirli psikologlar bu olayın daha farklı esaslara dayandığı konusunda farklı tezler sunuyor. Kişilik bozulmasıdır bir bakıma, çoklu kişilik karmaşası.

Kişilik Bozulması ve Çoklu Kişilik Bozukluğu

Kişinin farklı karakterler arası geçiş yapma işlemine bu isim verilir iken, bir bakıma kişinin iç dünyası da inceleniyor. Hiperaktivite ve dikkat eksikliği ile teşhis edilmeye başlanan bu hastalık, ciddi bir gözetim ve sunum gerektiriyor. Çözümü için oldukça farklı teknikler yapılıyor ve bu teknikler daha da etkili bir şekilde büyütülebiliyor. Ruh hastalıkları uzmanlarının da bu konuda ciddi temasları ve başlıkları oluyor anlatmak için, pek çok hasta yakınına. Kişisel sorunların baş göstermesinden tutun da, bireyin beklenmedik hareketler yapması ve adeta manik bir tavır takınması ile başlayan bu hastalığın en temel belirtileri, çoğu zaman bireyin kendini tanıyamamasıdır.

Çözüm İçin Ne Yapmalı?

Ruh ve sinir hastalıkları uzmanlarına göre, kişisel bir dürtü olarak ele alınan bu hastalığın çözümü için, belirli seanslar ve periyotlar ile birey analizi yapılması gerekiyor. Yapılması gereken en doğru şey bir an önce en yakın psikolog yahut hastanelerin bu alanındaki polikliniklerine baş vurmaktır.